İsim Değiştirme Davası

isim değiştirme davası

İsim Değiştirme Davası

İsim Değiştirme Davası 960 524 AdminAD24

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI

İsim değiştirme veya soyadı değişikliği, hukuki olarak bir kişinin kendi adını veya soyadını değiştirmesine ilişkin hakkını kullanması anlamına gelir. Kişinin adı ve soyadı, toplum içindeki kimliğinin önemli bir parçası olarak kabul edilir ve bu nedenle isim değişikliği veya soyadı değişikliği, belirli hukuki prosedürlere tabidir.

İSİM DEĞİŞTİRME VE SOYADI DEĞİŞİKLİĞİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

İsim değiştirme veya soyadı değişikliği, bir kişinin kendi adını veya soyadını yasal bir şekilde değiştirme hakkını ifade eder. Bu, kişinin kimliğinin bir parçası olan adı ve soyadını değiştirmesine izin veren bir hukuki işlemdir. Kişinin bu değişikliği yapabilmesi için belirli yasal prosedürleri takip etmesi gerekmektedir.

HAKLI SEBEP VE İSİM DEĞİŞTİRME/SOYADI DEĞİŞİKLİĞİ DAVASI

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi, isim ve soyadı değiştirme davasının yalnızca haklı nedenlere dayandırılarak açılabileceğini belirtir. Bu haklı sebep kavramı oldukça geniş bir çerçeveyi kapsar. Örneğin, kişinin mevcut adı veya soyadı gülünç veya aşağılayıcı bir şekilde algılanıyorsa, kişinin bu değişikliğe ihtiyaç duyması haklı bir sebep olabilir. Ayrıca, kişisel ve duygusal nedenler, ailevi ilişkiler, dini sebepler veya mesleki gereklilikler gibi birçok farklı faktör de bu değişikliği haklı çıkarabilir.

İSİM DEĞİŞTİRME VE SOYADI DEĞİŞİKLİĞİ DAVASI KAÇ KERE AÇILABİLİR?

5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36/1-b maddesi, isim değiştirme davalarını bir kere açma hakkıyla sınırlayan bir düzenleme içeriyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 tarihli 2011/34 Esas, 2012/48 Karar sayılı kararıyla bu hüküm iptal edildi ve yerine “Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir.” şeklinde yeni bir düzenleme getirildi.

Bu yeni düzenlemeye göre, aynı hukuki sebeple ikinci bir isim değiştirme davası açılabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: İlk dava açıldığında ispat edilemeyen veya kabul edilmeyen bir hukuki sebep için ikinci kez dava açmak mümkün olmayacaktır. İkinci bir dava, tamamen yeni bir hukuki sebep veya değişik bir gerekçe üzerine kurulmalıdır.

Bu nedenle, isim değiştirme davaları basit gibi görünse de bu süreçte yapılan hatalar veya eksiklikler sonucunda hak kaybı yaşanabilir. Bu yüzden isim değiştirme davası açmak isteyen kişilerin tecrübeli bir avukattan yardım alması önerilir. Tecrübeli avukatlar, başvurulan mahkemeye uygun ve geçerli bir hukuki sebep sunmak konusunda yardımcı olabilir ve dava sürecini sorunsuz bir şekilde yönlendirebilirler.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASININ AÇILMASI VE YETKİLİ MAHKEME

İsim ve soyadı değiştirme davası, kişi tarafından veya yetkilendirilmiş bir ankara avukat aracılığıyla açılabilir. Eğer dava açan kişi reşit değilse, velayet hakkına sahip olan veli veya yetkilendirilen avukat tarafından da açılabilir. Bu tür davalara ilişkin yargılama Asliye Hukuk Mahkemesi’nde gerçekleştirilir ve davalı taraf genellikle Nüfus Müdürlüğü olarak temsil edilir.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASINDA GEREKLİ BELGELER VE DELİLLER

İsim ve soyadı değiştirme davası, nüfus kayıtlarına dayalı bir süreçtir ve bu nedenle özel belgelere ihtiyaç duyulmaz. Ancak, değişikliği desteklemek için belirli belgelerin mahkemeye sunulması gerekebilir. Örneğin, mevcut ad veya soyadının toplumsal yaşamda veya resmi işlemlerde karışıklığa neden olduğunu veya değişikliğin gerekçelerini destekleyen belgeler bu davanın temelini oluşturabilir.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASINDA DAVA SÜRECİ VE SONUÇ

İsim ve soyadı değiştirme davası, hızlı bir şekilde tamamlanabilen bir süreçtir. Gereken prosedürler hızlı bir şekilde tamamlandığında, dava genellikle ilk celsede veya ikinci celsede sonuçlanır. Değişiklik kabul edildiğinde, mahkeme değişikliği ilan eder ve nüfus kayıtlarında gerekli değişiklikler yapılır.

E-DEVLET ÜZERİNDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURULARI

İsim değişikliği, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından e-Devlet platformu üzerinden de gerçekleştirilebilir hale getirilmiştir fakat bunun için bazı şartlar mevcuttur.

E-DEVLET ÜZERİNDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURU ŞARTLARI:

Vatandaşlar e-Devlet platformu üzerinden 24 Aralık 2023 tarihine kadar başvurularını yapabilecektir. Başvuru yapabilecek vatandaşlar:

  1. Ad veya soyadında yazım ve imla hatası bulunanlar
  2. Ad veya soyadında düzeltme işareti kullanımından kaynaklanan anlam değişikliği yaşayanlar
  3. Ad veya soyadı genel ahlaka uygun olmayan ve toplum tarafından gülünç karşılananlar

E-DEVLET ÜZERİNDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?

Başvurular, e-Devlet üzerinden veya yurt içinde ilçe nüfus müdürlüklerinde, yurt dışında ise dış temsilciliklere yapılabilmektedir.

Dava süreci olmaksızın değiştirilebilecek isimler sınırlıdır. İsmi “Ferat” olan bir kişi adını “Ferhat” olarak düzeltebilirken, adını “Fikret Ali” olarak değiştirmek istiyorsa e-Devlet üzerinden başvuramayacaktır.

E-DEVLET ÜZERİNDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİNE KİMLER BAŞVURAMAZ?

  • İki ismi olan ve sadece birini silmek isteyen vatandaşlar (Bu durum için mahkeme kararı gereklidir).
  • Adını tamamen silmek isteyen vatandaşlar (Bu durum için mahkeme kararı gereklidir).
  • Sonradan Türk vatandaşı olan kişiler (Mahkeme kararı gereklidir).

E-DEVLET ÜZERİNDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ YAPARKEN ÜCRET ÖDEMEK GEREKİR Mİ?

E-Devlet üzerinden isim ve soyad değişikliği başvuruları için herhangi bir ücret ödenmesi gerekmemektedir.

E-DEVLET ÜZERİNDEN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN SON BAŞVURU TARİHİ

Vatandaşlar, isim ve soyad değişikliği için 24 Aralık 2023 tarihine kadar E-Devlet üzerinden başvurularını gerçekleştirebilirler.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI SONUÇLANMA SÜRESİ

Avukat yardımı alınmadığında dava süreci 4-6 ay arasında sonuçlanabilir. Avukat ile yürütülmesi halinde dava süreci 1-3 ay arasında sonuçlanabilir.

İSİM DEĞİŞTİRME BAŞVURUSU AVUKAT YARDIMI ALMADAN NASIL YAPILIR?

İsim değiştirme başvurusu için bir dilekçe yazmanız gerekmektedir. Dilekçeyi yazdıktan sonra Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunarak isim değişikliği başvurusunda bulunabilirsiniz.

İSİM DEĞİŞTİRME YAŞ SINIRI

İsim değişikliğinin bir yaş kısıtlaması yoktur, her yaş aralığında yapılabilir.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI KİME KARŞI AÇILIR?

İsim değiştirme davası, kişinin ikametgahının bağlı bulunduğu Nüfus Müdürlüğüne karşı açılır.

İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI ÜCRETİ

İsim değiştirme davası ücreti, dava harçları ve avukatlık ücreti çerçevesinde şekillenmektedir. Dava harçları ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi sürekli değişkenlik gösterdiğinden güncel tarifeyi takip etmekte fayda vardır.

LGBTİ+ BİR BİREY İSİM DEĞİŞİKLİĞİ AMACIYLA MAHKEMEYE BAŞVURMADAN ÖNCE MUHAKKAK CİNSİYET DEĞİŞTİRME OPERASYONU GEÇİRMİŞ OLMALI MIDIR?

Cinsiyet değiştirme operasyonu geçirmiş olma şartına ilişkin Türk Medeni Kanunu m. 40’a göre böyle bir kural öngörülmemiştir. Türkiye’de cinsiyet değiştirme operasyonu, kişinin kendi cinsiyet kimliğine uygun bir yaşam sürdürebilmesi için bir seçenek olarak sunulsa da isim değişikliği için bu operasyonun geçirilmiş olması gerekmemektedir.

HORMON SÜRECİNDEKİ BİR TRANS BİREY, İSİM DEĞİŞTİRME HAKKINA SAHİP MİDİR?

Hormon tedavisi veya diğer cinsiyet geçiş süreçlerinin herhangi bir aşamasında olan bir trans birey, isim değişikliği hakkına sahiptir. Cinsiyet kimliği kendini ifade etmek için önemli bir faktördür ve isim değişikliği, bir bireyin kendini daha iyi ifade etmesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu hak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da vurgulanmıştır ve sadece cinsiyet değişikliği operasyonu sonrasında değil, operasyon öncesinde de tanınmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar, Türkiye’deki isim değişikliği sürecinin nasıl işlediğini ve LGBTİ bireylerin bu haklarını nasıl kullanabileceğini daha iyi anlamamıza yardımcı olurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda verdiği kararın önemini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, cinsiyet değişikliği sürecine girmeyi düşünen trans bireyler için isim değişikliği hakkı oldukça önemlidir. Bu süreci başlatma konusunda finansal, zaman veya başka nedenlerle zorluklar yaşayan trans bireylere, cinsiyet değişikliği sürecinin sonlanmasını beklemeden isim değişikliği davası açmaları tavsiye edilir.

Ayrıca, LGBTİ bireylerin isim değişikliği davalarında, diğer bireyler gibi herhangi bir ayrıma tabi tutulmadan istedikleri ismi almak için dava açmaları gerektiğini unutmamaları önemlidir. İsim değişikliği davalarında yeni ismi belirleme hakkı, davayı açan bireye aittir.

Bu süreci daha sorunsuz bir şekilde geçirmek isteyen trans bireyler için uniseks isimlerin tercih edilmesi tavsiye edilmektedir. Her iki cinsiyete de uygun isimler tercih etmek, mahkeme kararının lehe sonuçlanmasında kolaylaştırıcı bir süreçtir.

Son olarak, isim değişikliği davalarında tanıkların önemi unutulmamalıdır. İsim değişikliği davası açarken, delillerin yanı sıra iki tanığın da bildirilmesi gerekmektedir. Bu tanıklar, mahkemeye başvurunun gerekliliğini ve cinsiyet kimliği değişikliğinin neden önemli olduğunu açıklamada yardımcı olabilir.

İsim ve soyisim değiştirme davasında bir avukattan yardım almayı düşünenlerin, vekaletname hazırlanırken aşağıdaki önemli hususlara dikkat etmeleri gerektiğini unutmamalıdırlar:

  1. İsim değiştirme hakkı kişisel bir hak olduğundan, vekaletname özel yetkilendirme içermelidir.
  2. Vekaletnamede, avukatın nüfus davaları açmaya ve isim soyisim değiştirmek için dava açmaya yetkili olduğunu açıkça belirten bir ibare bulunmalıdır.

YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ 16.12.2002 T, E. 2002/10421, K. 2002/12155:

“…Medeni Kanun’un 27’nci maddesine göre, haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesi mümkün olup, Yargıtay uygulamalarında da kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı adı ile anılmayı istemesinin ve resmi işlemlerinde kullandığı ada sahip olmasının haklı sebep teşkil edeceği kabul edilmiştir. Çünkü, herkes etrafınca tanındığı ve çağrıldığı adını kanunlara aykırı olmadıkça resmen ve kayden de taşımak hakkına sahiptir…”

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ 8.2.2018 T, 2017/6911 E., 2018/1819 K:

“Hangi hâllerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel ve kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de göz önünde bulundurularak hâkim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleşmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ 17.6.2002 TARİH, 2002/4281 E., 2002/6855 K:

“Davacı vekili, 20.8.2001 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışında geçirdiği transformasyon ameliyatı ile kadın olan cinsiyetini erkek olarak değiştirdiğini iddia ederek nüfus kaydındaki cinsiyetinin ve Yasemin olan adının Yasin olarak düzeltilmesini istemiş̧, bu konuda yurt dışında aldığı raporların noterden onaylı örneklerini dilekçeye eklemekle birlikte davasını her türlü delille kanıtlayacağını ileri sürmüş, dinlenen tanık dahi davacının iddiasını doğrular yönde beyanda bulunmuştur.

Mahkemece; dava, doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişikliğinin asgari sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde nüfusta gerekli düzeltmenin yapılabileceği davacı vekilinin müvekkilinin cinsiyetinin değiştirilmesi yönünde sağlık kurulu raporu aldırılması talebinde bulunmadığı ve mevcut deliller doğrultusunda cinsiyet değişikliğinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçeleri ile reddedilmiştir.

Oysa; cinsiyet değişikliğine ilişkin davalar, diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hâkim istekle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma sonucu toplayacağı delillerle varacağı uygun sonuç doğrultusunda karar vermek durumundadır. Buna göre mahkemece, 743 Sayılı Türk Medeni Yasasının 29.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişikliğinin, sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılacağı hükmü de gözetilerek davacının, ibraz ettiği deliller ve raporlar yeterli bulunmadığı takdirde, davasını kanıtlayıcı yeni deliller istenilip, ayrıca tam teşekküllü bir üniversite hastanesine sevki de sağlanarak dava konusunda sağlık kurulu raporu aldırılıp, hasıl olacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve yerinde bulunmayan gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.6.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ 15.05.2008 T, 2008/4134 E., 2008/5955 K:

“Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkili Hasan Çetin’in 2006 yılında nüfus kütüğünde İslam olarak gösterilen dinini Hristiyan olarak değiştirdiğini, bu nedenle geleneksel bir Hristiyan ismi olan “Gabriel” adı ile tanındığını ileri sürerek “Hasan” olan adının “Gabriel” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece, bir kimsenin dinini değiştirmesi adını değiştirmesine gerekçe olamayacağı gibi isim değiştirmek için haklı bir sebebi de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden özellikle dinlenen tanık beyanlarından davacının çevresinde ve arkadaşları arasında “Gabriel” ismi ile tanınıp bilindiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 27’nci maddesine göre kişi haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hâkimden isteyebilir. Davacının Gabriel adıyla çevresinde tanınıp bilinmesi, arkadaşları tarafından bu adla çağrılması yasanın aradığı anlamda bir haklı nedendir.

Mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilerek kanıtlanmış bulunan davada istem gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, karar verildi.”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ, 22.10.2007 T, 881/8649 K:

“…davacı Hıristiyan dinini kabul ettiğini, Ramazan olan adının dini inancına uygun düşen “Daniel’’ olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece, davacının adını değiştirmede haklı nedenin bulunmadığı gerekçesi ile “davanın reddine’’ karar verilmiştir… Ramazan olarak taşıdığı ad İslam dininin kutsal aylarından birinin adıdır. Davacının dinini değiştirmesinin yanında kendi dinini ve kültürel yapısını yansıttığına inandığı adı kullanmak istemesi bir haklı neden sayılmalıdır. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar da dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ, 4.5.2015 T, E. 2014/19503, K. 2015/7269:

“…Boşanma sebebiyle velayet hakkının sırf anneye verilmiş olması çocuğun soyadının değiştirilmesi için haklı bir neden sayılmadığı gibi hukuki mevzuat da buna cevaz vermemektedir. Bir an için mevzuatın böyle bir duruma izin verdiği kabul edilse dahi sonradan gelişen sebeplerden dolayı çocuğun yararı açısından velayetin babaya yeniden verilmesi hallerinde bu kez baba, velayet hakkına dayanarak tekrar çocuğun soyadını değiştirmek isteyecektir. Mademki velayet kimde ise çocuk onun soyadını taşıyacaktır, o halde baba bu haktan mahrum edilemez. Böyle bir uygulamanın nüfus kayıtlarının güvenilirliğini ve istikrarını zedeleyeceği ve asıl bu gibi uygulamaların çocuğun ruh hali üzerinde çok derin ve etkili travma yaratacağı açıktır. Yargı mercilerinin bu durumu ve çocuğun yüksek yararını gözeterek anne ile babanın ya da ailelerin hukuken oluşmuş statüleri değiştirmeye çalışmalarına izin vermemesi gerekir.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, 30.9.2015 T, E. 2014/2-889, K. 2015/2011:

“Dava, evlilik soyadının iptali ile evlilik birliği içinde kızlık soyadının kullanılması istemine ilişkindir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi Medeni Kanun’un 187. maddesini Anayasa’ya aykırı bulmamışsa da usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarda yer alan düzenlemeler kanun hükmünde olup hukukumuzda kanunlar ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalar arasında bir çeşit hiyerarşi ihdas edilmiş ve aralarında uyuşmazlık bulunması halinde antlaşmalara öncelik tanınacağı hüküm altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına göre, kişinin soyadı özel hayat kapsamında değerlendirilmiş ve evli kadının kocasının soyadını kullanma zorunluluğu özel hayata bir müdahale olarak kabul edilerek Medeni Kanun’un konuya ilişkin düzenlemesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. ve 14. maddelerine aykırı bulunmuştur.

Buna göre, AİHS ve diğer uluslararası insan hakları antlaşmaları ile çatışan 4721 sayılı Kanun’un 187. maddesi karara esas alınmayarak, kızlık soyadının kullanılması talebi AİHS’nin 8. Ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında bir insan hakkı olarak kabul edilip cinsiyete dayalı olarak bir ayrıma tabi tutulmaksızın erkek ve kadın arasında eşit şekilde uygulanması gerektiğinden kızlık soyadını kullanmak istemek için haklı bir gerekçenin bulunmasına ihtiyaç bulunmadığının kabulü ile davacının isteminin kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ 27.3.2008 T, E. 2008/2627, K. 2008/3649:

“Davada, 28.10.2003 doğumlu Muhammed Hamzacan’ın adının uzun olduğu, çocuğun çağrılmasında ileride okul ve iş yaşamında sıkıntı yaratacağı ileri sürülerek adının salt “Hamza” olarak düzeltilmesine karar verilmesi istenilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 27’nci maddesi hükmüne göre adın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hâkimden istenebilir. Somut olayda davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar dosyada toplanan kanıtlar ve özellikle tanık anlatımları, anılan yasa maddesi hükmüne göre haklı neden sayılarak davanın kabulü ile küçüğün adının istem gibi düzeltilmesine hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü̈ ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ 31.1.2006 T, E. 2005/10821, K. 2006/428:

“…2525 sayılı Soyadı Yasası’nın 3. ve Soyadı Tüzüğü’nün 7. maddelerinde “yabancı ırk ve ulus adları soyadı olarak kullanılamaz”, yine Tüzüğün 5. maddesinde “yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır” hükümlerine yer verilmiş olup, davacının almak istediği soyadının anılan Yasa ve tüzüğün sözü edilen hükümlerine aykırı olduğu gözetilmeden, “Özbakır” olan soyadının “Danho” olarak değiştirilmesine karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.”

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ 25.11.2002 T, E. 2002/9677, K. 2002/11606:

“KARAR: Davacı dava dilekçesinde evlatlık olarak aldığı velayeti altındaki kızının adının aile arasında ve çevrede “Alara” olarak tanınıp bilinmesini istediğini, ancak nüfusa “Cansu” olarak kaydedildiğini, bu farklılığın ileride kendisini mağdur edeceğini dava etmiş, dinlenen tanık da bu iddiayı doğrular şekilde beyanda bulunmuş ise de mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Medeni Kanun’un 27’nci maddesine göre haklı sebebin varlığı halinde ismin değiştirilmesi mümkün olup Yargıtay uygulamalarında da kişinin çevresinde tanınıp bilindiği ismi ile anılmayı ve bunu kayden taşımayı istemesinin haklı sebep teşkil edeceği kabul edilmiştir.

Bu durumda yasal bir sakınca da olmadığı anlaşıldığı halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü̈ ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Aslan Duran Hukuk ve Danışmanlık, isim değişikliği davası gibi kişisel ve hassas bir konuda size profesyonel ve özelleştirilmiş hizmet sunar. İsim değişikliği süreci, kişisel hakların önemli bir parçası olup, bürokratik engeller ve hukuki prosedürlerle karmaşık bir hal alabilir. İşte burada, deneyimli avukatlarımız devreye girerek, bu süreci sizin için mümkün olan en sorunsuz ve anlaşılır hale getirir.

Kişisel kimliğiniz ve ifadeniz üzerinde tam kontrol sahibi olmanız gerektiğine inanıyoruz. Aslan Duran Hukuk ve Danışmanlık olarak, isim değişikliği başvurunuzun her aşamasında, gerekli yasal belgelerin hazırlanmasından mahkeme sürecine kadar sizlere eşlik ediyoruz. Hukuki yolları en verimli şekilde kullanarak, sürecinizi hızlandırmayı ve olası zorlukları aşmayı hedefliyoruz.

Kendinizi en doğru şekilde ifade edebilmeniz için, isim değişikliği gibi kişisel bir kararın hayata geçirilmesinde, Aslan Duran Hukuk ve Danışmanlık olarak yanınızdayız. Her adımda, sizin için en uygun ve hızlı çözümleri üreterek, hukuki süreçlerinizi sorunsuz ve etkili bir şekilde yönetiyoruz. İsim değişikliği konusunda profesyonel ve duyarlı bir destek arıyorsanız, bize güvenebilirsiniz.

Aslan & Duran Hukuk Bürosu aile ve boşanma hukukuna ilişkin davalarda uzman ve deneyimli kadrosu ile hizmet vermektedir. Ankara boşanma avukatı olarak güncel gelişmeleri ve medeni hukuka ilişkin tüm çalışmaları titizlikle yürütüyor ve gerekli özeni gösteriyoruz.

İsim Değiştirme İçin Hukuki Gereklilikler Nelerdir?

İsim değişikliği yapabilmek için bazı hukuki gereklilikler bulunmaktadır. Bunlar arasında, 18 yaşını doldurmuş olmak, isminizi dolandırıcılık yapmak veya kanun kaçamakları için değiştirmiyor olmak ve bazı durumlarda yerel bir gazetede isim değişikliğinizi ilan etmek bulunur. Süreç, genellikle mahkemeye bir dilekçe sunmayı ve kişisel bilgilerinizi ve isim değişikliği nedeninizi içermeyi gerektirir.

İsim Değişikliği Süreci Ne Kadar Sürer?

İsim değişikliği sürecinin süresi, konumunuza ve bireysel durumunuza bağlı olarak önemli ölçüde değişebilir. Dilekçe sunulduktan sonra, itirazlar için bir bekleme süresi ve bir mahkeme duruşması olabilir. Tüm süreç, birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Sabırlı olmak ve tüm evrakların doğru doldurulduğundan emin olmak gecikmeleri önlemeye yardımcı olacaktır.

İsim Değişikliği İçin Hangi Belgeler Gereklidir?

İsim değişikliği için gereken belgeler genellikle isim değişikliği dilekçesi, doğum belgeniz, fotoğraflı kimlik ve mevcut adınızı taşıyan diğer yasal belgeleri (evlilik cüzdanı veya boşanma kararı gibi) içerir. Bazı yargı bölgeleri ek formlar veya belgeler gerektirebilir, bu nedenle özel gereksinimler için yerel mahkemenizle kontrol etmek önemlidir.

İsim Değişikliği Yasal Belgeleri Nasıl Etkiler?

İsim değişikliğiniz yasal olarak onaylandıktan sonra, tüm yasal belgelerinizi yeni adınızı yansıtacak şekilde güncellemeniz gerekir. Bu, sürücü belgeniz, pasaportunuz, Sosyal Güvenlik kartınız, banka hesaplarınız ve diğer tüm kayıtlarınız veya kayıtlarınızı içerir. Bu belgeleri hızla güncellemek, yasal tutarsızlıkları veya gelecekteki kimlik sorunlarını önlemek için önemlidir.

İstediğim Herhangi Bir İsmi Seçebilir miyim?

Yeni bir isim seçerken önemli bir özgürlüğünüz olmasına rağmen, bazı sınırlamalar vardır. Genellikle, başkalarını karıştırmak için ünlü bir kişinin adını almak gibi kasıtlı olarak yanıltıcı bir isim, sayılar veya semboller içeren bir isim veya nefret veya nefrete teşvik eden bir isim seçemezsiniz. Hukuki zorluklara yol açmayacak veya sosyal veya profesyonel ortamlarda sorunlara neden olmayacak bir isim seçmek tavsiye edilir.