Boşanma, yalnızca eşler arasındaki evlilik birliğinin sona ermesi değil; aynı zamanda kişisel statü, soybağı, miras, nafaka ve yeniden evlenme hakkı gibi birçok hukuki sonucun doğmasına neden olan önemli bir hukuki işlemdir. Türk hukukunda boşanmanın kesinleşmesiyle birlikte tarafların medeni durumları değişmekte ve yeniden evlenme hakkı doğmaktadır. Ancak kadın bakımından bu hak mutlak ve derhal kullanılabilir değildir. Türk Medeni Kanunu’nda “iddet müddeti” veya “bekleme süresi” olarak adlandırılan bir sınırlama öngörülmüştür.
İddet müddeti, boşanan veya evliliği sona eren kadının yeniden evlenebilmesi için belirli bir süre beklemesini ifade eder. Bu kurumun temel amacı soybağının karışmasını önlemek ve doğabilecek nesep ihtilaflarını engellemektir. Her ne kadar modern tıp teknikleri soybağının tespitini büyük ölçüde kolaylaştırmış olsa da, Türk hukuk sistemi hâlen iddet müddetini korumaktadır. Bunun yanında mahkemeler tarafından kaldırılması mümkün olduğundan, uygulamada önemli bir dava türünü de meydana getirmektedir.
Türk Hukukunda İddet Müddeti
Türk hukukunda iddet müddeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hüküm şöyledir: “Evlilik sona ermişse, kadın evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez.”
Bu düzenleme yalnızca kadın bakımından öngörülmüştür. Boşanan kadınla ilgili bu bekleme süresi boşanma kararının kesinleştiği, evliliğin iptali kararının kesinleştiği veya ölüm tarihinden(ölüm karinesine hükmedilmesi halinde de bu durum geçerlidir) itibaren başlar. Bu durumda boşanma davasının açılması yeterli değildir; kararın kesinleşmiş olması gerekir. Kanun koyucu 300 günlük bir süre belirlemişti. Bu sürenin temel gerekçesi;
- Olası gebeliğin ortaya çıkmasının sağlanması,
- Çocuğun soybağının belirlenmesi,
- Babalık karinesinin korunmasıdır.
İddet Müddetinin Hukuki Niteliği
İddet müddeti kamu düzeniyle yakından ilişkilidir. Çünkü soybağı yalnız tarafların değil toplumun da ilgisini çeken bir hukuki kurumdur.
Bu nedenle:
- Nüfus müdürlükleri doğrudan evlenme işlemi yapamaz,
- Süre dolmadan evlenme mümkün olmaz,
- -Ancak mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Bazı istisnai durumlarda iddet müddeti kendiliğinden kalkar. 300 günlük sürenin dolması veya doğum yapılması halinde süre kendiliğinden sona erer.
İddet Müddetinin Kaldırılması Davası
TMK m.132/2: “Kadının gebe olmadığının anlaşılması hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır.” Bu düzenleme sayesinde kadın bekleme süresini kaldırabilir. Ayrıca boşanan eşler tekrar birbirleriyle evlenmek isterlerse de mahkeme iddet süresini kaldırabilir. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla)bu davayı görür. Yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu dava çekişmesiz yargı işidir. Genellikle hasımsız açılır.
Mahkeme çoğunlukla:
- Hastaneden gebelik raporu ister,
- Kadının hamile olmadığını tespit eder,
- Bekleme süresinin kaldırılmasına karar verir.
Mahkeme yalnız beyanla karar veremez. Tıbbi inceleme şarttır, bu yüzden kadının gebe olup olmadığına dair hastaneden rapor alınması şarttır. Boşanma kararı kesinleşmeden iddet süresi başlamaz.
Konu ile ilgili olarak daha önce yazmış olduğumuz Evlilik Dışı Çocuğun Hakları başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.
İddet Müddetinin Soybağına Etkisi
Türk Medeni Kanununa göre evlilik sona erdikten itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası eski koca sayılır. Bu duruma “babalık karinesi” adı verilir. İddet süresinin varlığının amacı doğacak çocuğun babasının kim olduğu problemini tamamen ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle iddet müddeti ile soybağı arasında doğrudan ilişki vardır.
İddet Süresi Dolmayan Kadın Yeniden Evlenebilir Mi?
İddet süresi devam eden bir kadın mahkeme kararı almadan evlenmek isterse, resmi nikâh işlemi yapılamaz. Çünkü evlendirme memuru nüfus kayıtlarında bekleme süresini görür ve evlenme başvurusunu reddeder. Mahkeme tarafından bekleme süresi kaldırılmadan yapılan resmi evlilik işlemi hukuken mümkün değildir.
İddet Süresi İçinde Doğan Çocuğun Soybağı Durumu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun soybağına ilişkin hükümlerine göre: “Evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içinde doğan çocuğun babası eski koca sayılır.”
Yani kanun otomatik olarak çocuğu eski eşin çocuğu olarak kabul eder. Başka bir ifadeyle çocuk doğduğunda ayrıca babalık davası açılmasına gerek olmadan eski koca nüfusa baba olarak yazılır.
Uygulamada bazen kadın boşandıktan sonra başka biriyle birlikte olabilir veya hukuken mümkün olmasa bile tekrar evlenebilir ya da bir başkasıyla evli gibi yaşayabilir bu yüzden çocuğun biyolojik babası başka bir erkek olabilir. Ancak böyle bir durumda bile “babalık karinesi” gereğince çocuk 300 gün içinde doğmuşsa kanun ilk etapta eski kocayı baba kabul eder. Babalık karinesi kesin bir karine değildir, çürütülmesi mümkündür. Eğer çocuk gerçekte eski eşten değilse, bu durumda “soybağının reddi davası” gündeme gelir. Aynı şekilde yeni eş de babalık iddiasında bulunabilir.
Erkekler İçin İddet Müddeti Var Mıdır?
Türk hukukunda erkekler için kadınlardaki gibi bir iddet (bekleme) müddeti yoktur. Erkek, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra kural olarak hemen yeniden evlenebilir. Erkek açısından biyolojik gebelik ihtimali bulunmadığından kanun koyucu erkek için böyle bir bekleme süresi öngörmemiştir. Bu durum günümüzde eşitlik ilkesi bakımından sıkça eleştirilmektedir. Özellikle modern DNA teknolojisinin gelişmesi nedeniyle yalnız kadın için bekleme süresi uygulanmasının ayrımcı olduğu yönünde doktrinde yoğun tartışmalar bulunmaktadır.
İddet Süresi Neden 300 Gün?
300 gün yaklaşık olarak; Gebeliğin azami süresine, Tıbben kabul edilen hamilelik dönemine dayandırılmıştır. Normal insan gebeliği yaklaşık 280 gün (40 hafta) sürse de, hukuk düzeni ihtimalleri geniş tutmak için 300 günlük bir üst sınır kabul etmiştir.
Sonuç
İddet müddeti, tarihsel kökeni oldukça eskiye dayanan ve temel amacı soybağını korumak olan bir hukuk kurumudur. Türk Medeni Kanunu, boşanan veya evliliği sona eren kadının 300 gün geçmeden yeniden evlenemeyeceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte kadın hamile değilse mahkemeden bu sürenin kaldırılmasını talep edebilmektedir. Modern tıp teknikleri soybağının belirlenmesini büyük ölçüde kolaylaştırmış olsa da, Türk hukukunda iddet müddeti kamu düzeni gerekçesiyle korunmaya devam etmektedir. Ancak yalnız kadın bakımından uygulanması sebebiyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu yönündeki eleştiriler de gün geçtikçe artmaktadır. Aile ve Boşanma davalarında uzman ve deneyimli bir kadro ile hizmet veren Aslan Duran Hukuk ve Danışmanlık ofisi, bu ve buna benzer konulardaki hukuki ihtilaflarda danışmanlık hizmeti vermektedir.

Leave a Reply