Türk Hukukunda Ötenazi ve Yaşam Hakkı

türk hukukunda ötenazi ve yaşam hakkı

Türk Hukukunda Ötenazi ve Yaşam Hakkı

Türk Hukukunda Ötenazi ve Yaşam Hakkı 1024 576 Şerife Duran

Yaşam hakkı, hukuk sistemimizin temel taşı ve vazgeçilmez bir anayasal güvencedir. Ancak tıp bilimindeki gelişmeler ve gebelik sürecindeki teşhis yöntemleri, zaman zaman bu mutlak hakkın sınırlarının mahkeme salonlarında tartışılmasına yol açmaktadır. Özellikle son yıllarda yargıya taşınan ve “var olmama hakkı” ya da “geriye dönük ötenazi” gibi çarpıcı iddialara sahne olan davalar, hekimin aydınlatma yükümlülüğü ile engelli bireylerin yaşam hakkı arasındaki hassas dengeyi gündeme getirmiştir. Bu makalemizde; Türk hukukunda ötenazinin yeri, engelli (örneğin Down sendromlu) olarak dünyaya gelen bireylerin veya ailelerinin tıbbi ihmal iddialarıyla açtıkları tazminat davaları ve Yargıtay ile Bölge Adliye Mahkemelerinin bu taleplere yaklaşımı güncel içtihatlar ışığında incelenmektedir.

Yaşam Hakkının Hukuki Niteliği ve Anayasal Güvence

Türk hukukunda yaşam hakkı, Anayasa’nın 12. ve 17. maddeleri ile uluslararası sözleşmeler çerçevesinde dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez mutlak bir hak olarak kabul edilmektedir. Anayasa’nın 12. maddesi herkesin kişiliğine bağlı temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu belirtirken, 17. maddesi “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” hükmünü amirdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/2927 E. ve 2022/8330 K. sayılı (24.11.2022) kararında vurgulandığı üzere, yaşam hakkı sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşüldüğü andan itibaren başlar. Türk Ceza Kanunu’nun 99. ve 100. maddeleri uyarınca, tıbbi zorunluluk halleri dışında gebeliğin sonlandırılması hukuka aykırı kabul edilmekte; engelli olma durumu yaşam hakkından vazgeçmeyi haklı kılan bir sebep olarak görülmemektedir.

Ötenazi Kavramı ve “Var Olmama Hakkı” Tartışması

Türk hukuk sisteminde ötenazi, tam ehliyetli kişilere dahi tanınmamış bir haktır. Yargı kararlarında, özellikle Down sendromlu olarak dünyaya gelen çocukların hekimlere karşı açtığı tazminat davaları “geriye dönük ötenazi” veya “var olmama hakkı” kavramları üzerinden tartışılmaktadır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 2023/1687 E. ve 2025/1884 K. sayılı (11.12.2025) kararında, bir çocuğun “neden dünyaya gelmesine yol açıldığı” iddiasıyla tazminat talep etmesi, “var olmama hakkının kabulü” olarak nitelendirilmiş ve bu durum hukuken korunamaz bulunmuştur. Benzer şekilde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2023/3489 E. ve 2023/5811 K. sayılı (12.10.2023) kararının muhalefet şerhinde, “erken teşhis edilseydim rahimde doğranıp dünyaya gelmeyecektim” şeklindeki bir yaklaşımın, Türk hukukunda yeri olmayan bir ötenazi hakkı talebi olduğu belirtilmiştir.

Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü ve Tazminat Taleplerinin Reddi Gerekçeleri

Yargı mercileri, Down sendromlu doğan çocukların kendi adlarına açtıkları maddi ve manevi tazminat davalarını tutarlı bir şekilde reddetmektedir. Bu ret kararlarının temel gerekçeleri şunlardır:

  1. Hukuki Yarar Yokluğu: Mahkemeler, “Hekim aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi yaşamım sonlandırılacaktı” iddiasına dayalı bir davada davacı çocuk açısından hukuki yarar bulunmadığını kabul etmektedir (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/782 E., 2025/135 K., 04.02.2025).
  2. Kişilik Haklarının İhlali: Bir bireyin sağ olarak dünyaya gelmesi ile hekimin ihmali arasında illiyet bağı kurularak tazminat talep edilmesi, çocuğun bizzat kendi kişilik haklarını ve yaşam hakkını ihlal eden bir talep olarak görülmektedir (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/376 E., 2025/780 K., 14.10.2025).
  3. Parasal Menfaat ve Yaşam Hakkı Çatışması: Maddi veya manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaatin, kişilik haklarını ihlal edecek şekilde dava konusu edilemeyeceği vurgulanmaktadır (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/236 E., 2025/570 K., 15.09.2025).

Engelli Hakları ve Sosyal Devlet İlkesi

5825 sayılı Kanun ile onaylanan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, engelli bireylerin yaşama hakkının diğer bireylerle eşit koşullar altında korunmasını zorunlu kılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/1106 E. ve 2024/9341 K. sayılı (24.12.2024) kararında, devletin engellilerin yaşama hakkından etkin yararlanması için gerekli tüm tedbirleri alması gerektiği hatırlatılmıştır. Sosyal devlet ilkesi gereği, engelli bireylerin yaşamı bir “zarar” olarak nitelendirilemez; aksine bu bireylerin kişilik bütünlüklerinin korunması esastır (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/552 E., 2025/755 K., 07.10.2025).

Anne ve Babanın Tazminat Hakları

Çocuğun kendi adına açtığı davalar reddedilirken, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda anne ve babanın manevi tazminat talepleri kabul edilebilmektedir. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/932 E. ve 2025/403 K. sayılı (30.04.2025) kararında, hekimin gebelik sürecindeki riskleri ve tanı yöntemlerini aileye usulüne uygun şekilde açıklamadığı durumlarda, ispat yükünün hekimde olduğu ve bu yükümlülüğün ihlalinin anne-baba açısından manevi tazminat gerektirdiği hüküm altına alınmıştır.

Sonuç

Yargı kararları ışığında Türk hukukunda;

  • Yaşam hakkı mutlak ve vazgeçilmezdir.
  • Ötenazi veya “var olmama hakkı” hukuken tanınmamıştır.
  • Engelli bir bireyin dünyaya gelmiş olması, bizzat o birey tarafından bir “zarar” olarak ileri sürülemez ve bu yöndeki talepler “geriye dönük ötenazi” istemi sayılarak reddedilir.
  • Hekimin aydınlatma yükümlülüğü, hastanın karar verme özgürlüğü açısından kritik olsa da, bu yükümlülüğün ihlali çocuğun yaşam hakkı üzerinden bir tazminat davasına dayanak oluşturamaz (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/647 E., 2025/1410 K., 16.10.2025).

Sık Sorulan Sorular (FAQ)

Türkiye’de ötenazi yasal olarak tanınmış bir hak mıdır?

Türk hukuk sisteminde ötenazi, tam ehliyetli kişilere dahi tanınmamış bir haktır. Türk hukukunda ötenazi veya “var olmama hakkı” hukuken tanınmamıştır.

Engelli doğan bir çocuk (örneğin Down sendromlu), kendi adına hekime tazminat davası açabilir mi?

  • Yargı mercileri, Down sendromlu doğan çocukların kendi adlarına açtıkları maddi ve manevi tazminat davalarını tutarlı bir şekilde reddetmektedir.
  • Engelli bir bireyin dünyaya gelmiş olması, bizzat o birey tarafından bir “zarar” olarak ileri sürülemez.
  • Bu yöndeki talepler “geriye dönük ötenazi” istemi sayılarak reddedilir.
  • Mahkemeler, bu tür davalarda davacı çocuk açısından hukuki yarar bulunmadığını kabul etmektedir.

Hekimin aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi durumunda ailenin tazminat hakkı var mıdır?

  • Evet, çocuğun kendi adına açtığı davalar reddedilirken, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda anne ve babanın manevi tazminat talepleri kabul edilebilmektedir.
  • Hekimin gebelik sürecindeki riskleri ve tanı yöntemlerini aileye usulüne uygun şekilde açıklamadığı durumlarda, ispat yükü hekimdedir.
  • Bu yükümlülüğün ihlali anne-baba açısından manevi tazminat gerektirir.

“Var olmama hakkı” veya “geriye dönük ötenazi” nedir, mahkemeler bu talebi nasıl değerlendiriyor?

  • Bir çocuğun “neden dünyaya gelmesine yol açıldığı” veya “erken teşhis edilseydim rahimde doğranıp dünyaya gelmeyecektim” iddiasıyla tazminat talep etmesi, “var olmama hakkının kabulü” veya ötenazi hakkı talebi olarak nitelendirilmektedir.
  • Mahkemeler, maddi veya manevi parasal bir değere tekabül eden bir menfaatin, kişilik haklarını ihlal edecek şekilde dava konusu edilemeyeceğini vurgulamaktadır.
  • Sosyal devlet ilkesi gereği, engelli bireylerin yaşamı bir “zarar” olarak nitelendirilemez ve bu kişilerin kişilik bütünlüklerinin korunması esastır.

Aslan & Duran Hukuk ve Arabuluculuk ofisi olarak güncel hukuki konularda içerikler paylaşıyoruz. Bizleri Ankara avukat hizmeti veren web sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Şerife Duran

Avukat Şerife DURAN, 1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. Asliye Ceza Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi, Kadastro Mahkemesi, Türkiye Adalet Akademisi’nde ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nde hakimlik görevinden sonra avukatlık yapmaya başlamıştır. Selçuk Üniversitesi Özel Hukuk Anabilimdalı Avrupa Birliği Hukuku alanında yüksek lisans yapan DURAN, doktora öğrencisi olup evli ve 3 çocuk annesidir.

All stories by:Şerife Duran

Leave a Reply