Uyuşturucu İkram Etmek Suç Mudur?

Uyuşturucu İkram Etmek Suç mu?

Uyuşturucu İkram Etmek Suç Mudur?

Uyuşturucu İkram Etmek Suç Mudur? 1024 576 Yasemin Berna Aslanbay

Uyuşturucu ikram etmek suç mu? Bu soruya yalnızca “evet” veya “hayır” şeklinde cevap vermek mümkün değildir. Uyuşturucu maddenin bir başkasına verilmesi TCK m. 188/3 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu gündeme getirebilir. Bununla birlikte kişinin kendi kullanımı amacıyla bulundurduğu uyuşturucuyu aynı ortamda ve birlikte tüketmek üzere arkadaşına sunması, bağımsız bir zilyetlik veya mülkiyet devri kastı bulunmaması halinde farklı değerlendirilebilir. Hukuki nitelendirme; eylemin gerçekleştiriliş biçimi, failin kastı ve dosyadaki somut deliller dikkate alınarak yapılır.

Bu yazı TCK m. 191 ve TCK m. 188 çerçevesinde hukuki bir incelemedir

Giriş

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin ceza yargılamalarında, eylemin uyuşturucu madde ticareti kapsamında mı yoksa “kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma” kapsamında mı kaldığının belirlenmesi son derece önemlidir. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlar arasında gerek suçun unsurları gerekse yaptırımları bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Bu ayrımın özellikle güçleştiği durumlardan biri, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulunduran kişinin aynı ortamda bulunan arkadaşlarına bu maddeden “ikram etmesi” ve uyuşturucunun birlikte tüketilmesidir.

Benzer bir tartışma, uygulamada zaman zaman “koal” veya “kual” şeklinde adlandırılan; birden fazla kullanıcının para toplayarak içlerinden birini ortak kullanım amacıyla uyuşturucu madde satın almaya göndermesi hâlinde ortaya çıkmaktadır.

Bu çalışmada uyuşturucu madde “ikramı” kavramı, TCK m.188/3 ile TCK m.191 arasındaki ayrım, Yargıtay’ın konuya ilişkin yaklaşımı ve ortak kullanım amacıyla gerçekleştirilen temin eylemlerinin hukuki niteliği incelenecektir.

Ayrıca uyuşturucu suçları hakkında daha detaylı bilgi için Uyuşturucu Suçları ve Cezaları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

TCK m.188/3 ve TCK m.191 Arasındaki Temel Ayrım

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ülke içinde;

satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak

seçimlik hareketleri yaptırım altına alınmıştır. Güncel düzenlemeye göre bu fiilleri gerçekleştiren kişi, maddede öngörülen diğer şartların da bulunması hâlinde, on yıldan az olmamak üzere hapis ve ayrıca adli para cezasıyla karşı karşıya kalmaktadır.

TCK m.191/1 ise kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişiyi cezalandırmaktadır. Güncel düzenlemede bu suç bakımından iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bununla birlikte aynı maddenin devamında soruşturma aşamasına ilişkin kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik hükümleri de ayrıca düzenlenmiştir.

Dolayısıyla failin uyuşturucu maddeyi hangi amaçla bulundurduğu veya satın aldığı, TCK m.188 ile m.191 arasındaki hukuki nitelendirmede merkezi bir önem taşımaktadır.

Burada önemli bir hususun altı çizilmelidir: TCK m.188/3’teki suçun oluşması için failin mutlaka uyuşturucu madde karşılığında para veya ekonomik menfaat elde etmesi şart değildir. Kanun, “satma” yanında “başkalarına verme” fiilini de bağımsız bir seçimlik hareket olarak düzenlemiştir. Bu nedenle bedelsiz olarak gerçekleştirilen her uyuşturucu madde devrinin otomatik biçimde TCK m.191 kapsamında kaldığı söylenemez.

Uyuşturucu madde ikramı tartışmasının önemi de tam bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Uyuşturucu madde kullanma suçu ve cezası ile ilgili olarak daha önce yazmış olduğumuz rehberimizi de okuyabilirsiniz. Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu ve Cezası

Uyuşturucu Madde İkramı Ne Anlama Gelmektedir?

Gündelik dilde “ikram”, bir şeyin karşılıksız olarak başkasına sunulmasını ifade etmektedir. Uyuşturucu madde suçlarına ilişkin yargı pratiğinde kullanılan “ikram” kavramı ise daha dar ve hukuki sonuç doğurabilecek bir anlam taşımaktadır.

Bu bağlamda uyuşturucu madde ikramı; failin esasen kendi kullanımı amacıyla bulundurduğu uyuşturucu maddeyi, bağımsız biçimde tasarruf etmesi için bir başkasına devretmek yerine, bulunduğu ortamda onunla birlikte tüketmek üzere arkadaşına sunması şeklinde tanımlanabilir.

Tipik ikram hâlinde;

  • uyuşturucu madde fail tarafından kullanmak amacıyla bulundurulmaktadır,
  • madde aynı ortamda bulunan kişi veya kişilerle birlikte tüketilmektedir,
  • failin uyuşturucuyu pazarlama veya satma amacı bulunmamaktadır,
  • uyuşturucu üzerinde bağımsız biçimde tasarruf edilebilecek şekilde kalıcı veya müstakil bir zilyetlik devri amaçlanmamaktadır,
  • paylaşım, ortak tüketim ortamı içerisinde gerçekleşmektedir.

Bu özellikler nedeniyle “ikram”, her somut olayda TCK m.188/3 anlamındaki “başkasına verme” fiiliyle özdeş kabul edilmemektedir.

Uyuşturucu Madde İkramı TCK m.188/3 Kapsamında “Başkasına Verme” Sayılır mı?

Bu sorunun yanıtı, yalnızca uyuşturucu maddenin fiziksel olarak bir kişinin elinden diğerinin eline geçip geçmediğine bakılarak verilemez.

Yargıtay uygulamasında özellikle failin kastına, uyuşturucunun bulundurulma amacına ve maddenin diğer kişiye bağımsız tasarruf imkânı sağlayacak şekilde devredilip devredilmediğine önem verildiği görülmektedir.

Nitekim Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 22.11.2017 tarihli, 2017/3501 E. ve 2017/6386 K. sayılı kararına konu olayda sanık, üzerinde bulunan 2 gram esrarı kolluk görevlilerine teslim etmiş; dosyadaki delillerden sanığın uyuşturucuyu kullanmak amacıyla bulundurduğu ve başkalarına ikram ederek onlarla birlikte kullandığı anlaşılmıştır.

Daire, sanığın kastının uyuşturucu maddenin mülkiyetini veya zilyetliğini devretmek olmadığına dikkat çekmiş ve başkasına temin etme veya temin amacıyla bulundurma suçunun oluşmayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle uyuşturucu ticaretinden verilen mahkûmiyet hükmü bozulmuş ve eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu karar ikram ile “başkasına verme” arasındaki ayrım bakımından son derece önemlidir.

Buna göre, failin kendi kullanımı için bulundurduğu uyuşturucuyu bulunduğu ortamda arkadaşlarıyla birlikte tüketmesi, tek başına uyuşturucu ticareti suçunun oluştuğunu göstermemektedir.

Arkadaşa Uyuşturucu İkram Edilmesi Ayrı Bir Suç Oluşturur mu?

Uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulunduran kişinin, yanında bulunan arkadaşlarına aynı ortamda tüketilmek üzere ikramda bulunması hâlinde ayrıca TCK m.188/3 kapsamında cezalandırılması, Yargıtay’ın yukarıda açıklanan yaklaşımı çerçevesinde kural olarak kabul edilmemektedir.

Burada belirleyici olan, görünüşteki fiziksel teslimden çok eylemin gerçek niteliğidir.

Fail uyuşturucuyu arkadaşına vererek onun serbest ve bağımsız tasarrufuna bırakıyorsa TCK m.188/3’teki “başkasına verme” seçimlik hareketi gündeme gelebilecektir. Buna karşılık fail kendi kullanımı için bulundurduğu maddeyi bulunduğu ortamda arkadaşlarıyla birlikte tüketiyorsa ve olayda gerçek anlamda bir temlik veya bağımsız zilyetlik devri kastı tespit edilemiyorsa, Yargıtay kararlarında eylemin TCK m.191 kapsamında değerlendirilmesine örnekler bulunmaktadır.

Dolayısıyla “ikram” sözcüğü tek başına hukuki sonucu belirleyen sihirli bir kavram değildir. Somut olayda gerçekten ortak kullanım niteliğinde bir ikram mı, yoksa “ikram” adı altında gerçekleştirilen bağımsız bir uyuşturucu temini veya devri mi bulunduğu araştırılmalıdır.

Uyuşturucu İkram Etmenin Cezası Nedir?

Uyuşturucu ikramı olarak nitelendirilen bir eylemin cezası, fiilin hangi suç kapsamında değerlendirildiğine göre değişmektedir. Eylemin bağımsız biçimde başkasına uyuşturucu verme niteliğinde olduğunun kabul edilmesi halinde TCK m. 188/3 gündeme gelebilir. Bu hükümde on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.

Eylemin, kişinin kendi kullanımı için bulundurduğu uyuşturucuyu aynı ortamda ortak tüketim amacıyla sunmasından ibaret olduğunun ve bağımsız bir devir kastının bulunmadığının kabul edilmesi halinde ise TCK m. 191 kapsamında değerlendirme yapılabilir. Bu maddede iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası düzenlenmekle birlikte soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik hükümleri de bulunmaktadır. Bu nedenle uygulanabilecek hüküm ve hukuki sonuçlar, olayın somut özelliklerine göre belirlenmelidir.

İkram Eylemi TCK m.190 Kapsamında Uyuşturucu Kullanılmasını Kolaylaştırma Suçunu Oluşturur mu?

İkram eylemleri bakımından gündeme gelen diğer bir hüküm TCK m.190’da düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçudur.

Ancak salt birlikte uyuşturucu kullanılması veya kişinin kendi kullanımındaki uyuşturucuyu arkadaşına ikram etmesi, tek başına bu suçun oluşması için yeterli kabul edilmemektedir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 06.11.2018 tarihli, 2017/3847 E., 2018/7772 K. sayılı kararında bu ayrım açık şekilde ortaya konulmuştur.

Daire; uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak amacıyla özel yer, donanım veya malzeme sağlanmasının söz konusu olmadığı ve sanığın kastının kullanmak amacıyla bulundurduğu uyuşturucuyu başkalarına ikram ederek birlikte kullanmak olduğu olayda, TCK m.190 kapsamında mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Yargıtay’a göre eylem, somut olayın özellikleri itibarıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu karar da ikramın tek başına uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma suçuna dönüştürülemeyeceğini göstermektedir.

Yargıtay Uygulamasında Uyuşturucu İkramı

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları birlikte incelendiğinde, kişisel kullanım amacıyla bulundurulan uyuşturucunun aynı ortamda arkadaşlara ikram edilerek birlikte tüketilmesi ile bağımsız olarak başkasına uyuşturucu temin edilmesi arasında ayrım yapıldığı görülmektedir.

Örneğin Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/3501 E., 2017/6386 K. sayılı kararında 2 gram esrarın başkalarına ikram edilerek birlikte kullanılması ve uyuşturucunun mülkiyet veya zilyetliğini devretme kastının bulunmaması nedeniyle uyuşturucu ticareti suçundan verilen hüküm bozulmuştur.

Benzer şekilde Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2017/3847 E., 2018/7772 K. sayılı kararında, sanığın kullanmak amacıyla bulundurduğu uyuşturucuyu başkalarına ikram ederek onlarla birlikte kullanma kastıyla hareket ettiği kabul edilmiş; özel yer, donanım veya malzeme sağlama niteliğinde bir fiil bulunmadığından uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma suçundan verilen hüküm bozulmuştur.

Yargıtay’ın başka kararlarında da birlikte kullanım amacı ile ticaret veya başkasına verme amacı arasındaki ayrım üzerinde durulduğu görülmektedir. Örneğin 20. Ceza Dairesinin 23.05.2017 tarihli, 2015/9492 E., 2017/3283 K. sayılı kararında, sanığın uyuşturucuyu diğer kişilerle birlikte kullanmak için aldığı yönündeki savunmasının aksini ortaya koyan, kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmaması nedeniyle eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu kararlar ışığında, “ikram edilen her uyuşturucu TCK m.188/3 kapsamındadır” şeklinde kategorik bir sonuca ulaşılması isabetli değildir. Aynı şekilde, “bedelsiz verilen her uyuşturucu yalnızca TCK m.191 kapsamındadır” şeklindeki aksi yönde kategorik yaklaşım da doğru değildir.

Hukuki nitelendirme somut olayın bütün özelliklerine göre yapılmalıdır.

Koal/Kual Olarak Adlandırılan Ortak Temin Uygulaması

Ortak temin olarak nitelendirilen bu durum, klasik uyuşturucu ikramından farklıdır. Bununla birlikte ortak kullanım iddiasının sınırlarının ve uyuşturucunun başkasına verilmesi kavramının açıklanması bakımından konuyla yakından bağlantılıdır.

Uygulamada ve uyuşturucu kullanıcıları arasındaki argoda zaman zaman “koal” veya “kual” olarak adlandırılan bir yöntemden söz edilmektedir. Bu ifade TCK’da tanımlanmış kanuni bir kavram değildir ve tek başına hukuki bir kategori oluşturmaz.

Bu kavramla genellikle birden fazla kişinin uyuşturucuyu birlikte kullanmak amacıyla para toplaması, içlerinden birinin satıcıyla irtibata geçerek maddeyi satın alması ve daha sonra uyuşturucunun para veren kişiler arasında ortak kullanım amacıyla paylaşılması anlatılmaktadır.

Örneğin üç kişinin kişi başına belirli bir miktar para koyduğunu, gruptan bir kişinin toplanan parayla satıcıya gittiğini, uyuşturucuyu satın aldıktan hemen sonra arkadaşlarının yanına döndüğünü ve maddenin aynı ortamda birlikte tüketildiğini düşünelim.

Buradaki temel hukuki problem şudur:

Satıcıyla doğrudan temas eden kişi yalnızca kendisi için uyuşturucu satın alan bir kullanıcı mıdır, yoksa diğer kişiler için de uyuşturucu temin ederek TCK m.188/3 kapsamına mı girmiştir?

Bu sorunun yanıtı ikram meselesine göre daha tartışmalıdır.

Koal ile İkram Arasındaki Temel Fark

İkram hâlinde uyuşturucu madde kural olarak başlangıçta fail tarafından kendi kullanımı amacıyla temin edilmiştir. Fail daha sonra bulunduğu ortamda bu maddeyi arkadaşlarıyla birlikte tüketmektedir.

Ortak temin hâlinde ise uyuşturucu daha başlangıçta yalnızca satın alan kişinin şahsi ihtiyacı için değil, birden fazla kişinin tüketimini karşılamak amacıyla satın alınmaktadır.

Bu farklılık hukuki nitelendirme bakımından önemlidir.

Örneğin A’nın kendi kullanımı için satın aldığı uyuşturucuyu evinde B ve C ile birlikte tüketmesi, Yargıtay’ın yukarıdaki kararlarında ele alınan klasik “ikram” olgusuna yaklaşmaktadır.

Buna karşılık A, B ve C’nin baştan para toplayıp A’yı satıcıya göndermeleri ve A’nın üçünün adına uyuşturucu satın alması hâlinde mesele daha karmaşıktır. Çünkü A’nın eylemi yalnızca kendi kullanımı için satın almaktan ibaret değildir; diğer kullanıcıların uyuşturucuya ulaşmasında da fiilî rol üstlenmiştir.

Bu nedenle ortak temin savunmasının bulunduğu olaylarda ikrama ilişkin Yargıtay kararlarının otomatik olarak uygulanması mümkün değildir.

Ortak Kullanım İçin Uyuşturucu Satın Alan Kişi TCK m.188’den mi, TCK m.191’den mi Sorumlu Olur?

Bu konuda yapılacak değerlendirmede öncelikle TCK m.188/3’ün lafzının göz önünde bulundurulması gerekir. Madde yalnızca “satma” fiilini değil, “başkalarına verme”, “satın alma”, “kabul etme” ve “bulundurma” gibi fiilleri de kapsamaktadır.

Buna karşılık TCK m.191 bakımından satın alma, kabul etme ve bulundurmanın belirleyici özelliği, bunların kullanmak için gerçekleştirilmesidir.

Bu nedenle ortak kullanım amacıyla uyuşturucu alan kişinin hukuki durumu belirlenirken yalnızca “para kazanıp kazanmadığına” bakılması yeterli değildir.

Kişinin hiçbir kazanç elde etmemesi önemli bir emare olabilir; ancak TCK m.188/3’teki “başkasına verme” suçunun oluşması için uyuşturucunun mutlaka para karşılığında verilmesi şart değildir.

Somut olayda özellikle şu hususlar birlikte değerlendirilmelidir: Uyuşturucunun kimlerin parasıyla alındığı, satın alma iradesinin ne zaman oluştuğu, satıcıyla kimin irtibat kurduğu, uyuşturucunun miktarı, paketlenme biçimi, maddenin teslimden sonra nasıl paylaştırıldığı, grubun uyuşturucuyu aynı ortamda ve hemen tüketip tüketmediği, satın alan kişinin uyuşturucu üzerinde bağımsız tasarrufta bulunup bulunmadığı, bu işlemden herhangi bir maddi veya başka menfaat elde edip etmediği ve benzer temin faaliyetlerinin süreklilik gösterip göstermediği önem taşır.

Dolayısıyla “üç arkadaş para topladı ve içlerinden biri uyuşturucuyu satın aldı” olgusundan hareketle tek başına ve otomatik olarak TCK m.188 veya TCK m.191 sonucuna ulaşılması doğru değildir.

Koal Savunmasının Kötüye Kullanılması ve Delillerin Önemi

Ortak kullanım iddiasının uyuşturucu ticareti suçlamalarına karşı bir savunma olarak ileri sürülebilmesi, bu iddianın tek başına doğru kabul edileceği anlamına gelmez.

Ceza mahkemesi savunmayı dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmek zorundadır.

Özellikle uyuşturucu miktarının kişisel veya ortak kullanım iddiasıyla bağdaşmaması, uyuşturucunun çok sayıda satışa hazır küçük paket hâlinde bulunması, hassas terazi veya ticareti destekleyen başka materyallerin ele geçirilmesi, farklı kişilerle uyuşturucu alışverişine ilişkin mesaj veya iletişim kayıtlarının bulunması, sanığın düzenli biçimde farklı kişilere madde temin ettiğinin ortaya çıkması veya olayın ortak tüketim iddiasıyla bağdaşmayan özellikler taşıması hâlinde “koal” ya da ortak kullanım savunması inandırıcılığını kaybedebilir.

Buna karşılık dosyadaki deliller gerçekten birkaç kullanıcının yalnızca birlikte tüketmek üzere para topladığını, satın alma işlemini içlerinden birinin gerçekleştirdiğini ve uyuşturucunun ortak tüketim amacı dışında kullanılmadığını ortaya koyuyorsa, olayın doğrudan ticaret faaliyeti olarak kabul edilip edilemeyeceği ayrıca ve dikkatle tartışılmalıdır.

Başka bir ifadeyle hukuki nitelendirme, eyleme verilen “ikram”, “koal”, “ortak alım” veya “temin” isminden değil, somut olayda gerçekleşen maddi fiilden ve bu fiile ilişkin kasttan hareketle yapılmalıdır.

İkram, Temin ve Zilyetlik Devri Arasındaki Sınır

Uyuşturucu ikramına ilişkin tartışmanın merkezinde zilyetlik ve tasarruf yetkisinin devri bulunmaktadır.

Failin kendi kullanımında bulunan uyuşturucudan arkadaşına aynı ortamda tüketmesi için vermesi ve tüketimin birlikte gerçekleşmesi hâlinde, Yargıtay’ın aktarılan kararlarında bağımsız bir temlik kastının bulunmadığı kabul edilebilmektedir.

Buna karşılık fail uyuşturucunun belirli bir bölümünü ayırarak diğer kişiye veriyor ve o kişi uyuşturucuyu alıp istediği yerde ve zamanda kullanabilecek biçimde madde üzerinde bağımsız fiilî hâkimiyet kazanıyorsa, artık klasik anlamdaki “ikram”dan uzaklaşılarak TCK m.188/3’teki “başkasına verme” fiilinin tartışılması gerekir.

Bu nedenle iki durum birbirinden ayrılmalıdır:

Ortak tüketim: Failin kendi kullanımı için bulundurduğu uyuşturucuyu aynı ortamda arkadaşlarıyla birlikte tüketmesi.

Bağımsız devir: Uyuşturucunun bir bölümünün diğer kişiye teslim edilerek onun bağımsız tasarrufuna bırakılması.

Yargıtay’ın ikram kararlarının koruduğu alan esas itibarıyla ilk durumdur.

Ticari Kazanç Bulunmaması Tek Başına Yeterli midir?

Hayır.

Uyuşturucu suçları bakımından uygulamada sık karşılaşılan yanlış değerlendirmelerden biri, “para alınmadığı için uyuşturucu ticareti suçu oluşmaz” düşüncesidir.

TCK m.188/3’ün açık lafzı karşısında bu görüş kabul edilemez. Çünkü kanun koyucu “satmak” yanında “başkalarına vermek” fiilini de suç olarak düzenlemiştir.

Dolayısıyla A’nın uyuşturucuyu B’ye ücretsiz vermesi, şartları varsa TCK m.188/3 kapsamında değerlendirilebilir.

İkramın farklı değerlendirilmesinin nedeni salt bedelsiz olması değildir. Asıl mesele, somut olayın özelliklerine göre failin kendi kullanımındaki maddeyi ortak tüketim kapsamında sunması ve bağımsız bir zilyetlik/mülkiyet devri kastının bulunmamasıdır.

Bu ayrım, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/3501 E., 2017/6386 K. sayılı kararında özellikle vurgulanmıştır.

Somut Olayda Hangi Kriterlere Bakılmalıdır?

Uyuşturucu ikramı veya ortak kullanım savunmasının bulunduğu bir dosyada, suç vasfının belirlenmesi bakımından tek bir kriter yeterli değildir. Olay bütün olarak değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda uyuşturucunun miktarı ve çeşidi, bulundurulduğu yer ve biçim, uyuşturucunun tek parça mı yoksa satışa elverişli çok sayıda paket hâlinde mi bulunduğu, hassas terazi veya benzeri materyallerin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki mesaj ve iletişim kayıtları, para hareketleri, sanık ve tanık anlatımlarının birbiriyle uyumu, uyuşturucunun kim tarafından ve hangi amaçla satın alındığı, tüketimin aynı ortamda gerçekleşip gerçekleşmediği ve failin uyuşturucu üzerindeki hâkimiyetini diğer kişiye bağımsız biçimde devredip devretmediği birlikte incelenmelidir.

Böylelikle yalnızca failin “ikram ettim” veya “arkadaşlarla ortak aldık” şeklindeki savunmasına dayanılması yerine, bu savunmanın maddi delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı araştırılmalıdır.

Konu hakkında daha önce yazmış olduğumuz Uyuşturucu Madde Kullanım ve Ticaretini Ayıran Kriterler başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Kitabımıza Gözattınız mı?

Uyuşturucu madde ikramı, ortak kullanım, kullanma amacıyla bulundurma ile uyuşturucu madde ticareti arasındaki ayrım ve bu suçlara ilişkin diğer uygulama sorunları, Uyuşturucu Madde Suçlarında Uygulama Rehberi adlı çalışmada Yargıtay kararları ve somut uyuşmazlıklar çerçevesinde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Eserde TCK m. 188, 190 ve 191 kapsamındaki suçların yanı sıra etkin pişmanlık, ortak kullanım, ikram, delillerin değerlendirilmesi ve ceza muhakemesi sürecinde karşılaşılan uygulama sorunları da incelenmektedir.

Sonuç

Uyuşturucu madde ikramının hukuki niteliği, TCK m.188 ile TCK m.191 arasındaki ayrımın en hassas uygulama alanlarından biridir.

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları, failin kendi kullanımı amacıyla bulundurduğu uyuşturucuyu aynı ortamda bulunan arkadaşlarına ikram ederek onlarla birlikte tüketmesi ve uyuşturucunun mülkiyetini veya zilyetliğini bağımsız şekilde devretme kastının bulunmaması hâlinde, eylemin TCK m.188 kapsamında uyuşturucu ticareti olarak değil, somut olayın özelliklerine göre TCK m.191 kapsamında değerlendirilmesine önemli örnekler sunmaktadır. Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 22.11.2017 tarihli kararı bu yaklaşımın açık örneklerinden biridir.

Aynı şekilde salt ikram ve birlikte kullanım, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak amacıyla kanunda aranan nitelikte özel yer, donanım veya malzeme sağlama söz konusu değilse, otomatik olarak TCK m.190 kapsamında da değerlendirilemez. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 06.11.2018 tarihli kararı bu ayrımı ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte “ikram edilen uyuşturucu hiçbir durumda TCK m.188 kapsamına girmez” şeklinde genel bir kuraldan söz edilemez. TCK m.188/3, başkasına uyuşturucu vermeyi açıkça seçimlik hareket olarak düzenlemekte ve bunun için mutlaka ekonomik kazanç elde edilmesini aramamaktadır. Bu nedenle uyuşturucunun diğer kişinin bağımsız tasarrufuna bırakılması ile aynı ortamda ortak tüketim amacıyla sunulması birbirinden ayrılmalıdır.

Uygulamada “koal/kual” olarak adlandırılan ortak temin hâlleri ise ikramdan daha tartışmalıdır. Birden fazla kişinin para toplayarak içlerinden birini uyuşturucu satın almaya göndermesi hâlinde, satın alan kişinin yalnızca kullanıcı sıfatıyla mı hareket ettiği, yoksa diğer kişiler bakımından “temin/verme” niteliğinde bir fiil mi gerçekleştirdiği somut olayın bütün özellikleri değerlendirilerek belirlenmelidir. Bu nedenle ikrama ilişkin içtihatların ortak temin olaylarına hiçbir inceleme yapılmaksızın uygulanması doğru olmayacağı gibi, grup adına uyuşturucuyu satın alan kişinin her durumda uyuşturucu ticareti suçunu işlediğinin kabul edilmesi de somut olay incelemesini ortadan kaldıracaktır.

Sonuç olarak uyuşturucu madde suçlarında belirleyici olan, eyleme tarafların verdiği isim değil; uyuşturucunun hangi amaçla temin edildiği, kim için bulundurulduğu, başkasına bağımsız tasarruf imkânı verecek şekilde devredilip devredilmediği, ortak tüketimin bulunup bulunmadığı ve ticaret/temin kastını gösteren somut delillerin mevcut olup olmadığıdır.

Bu nedenle uyuşturucu madde “ikramı” ile TCK m.188/3 anlamındaki “başkasına verme” arasındaki sınır, her olayda maddi olgular ve deliller üzerinden ayrı ayrı belirlenmelidir.

Not: Bu çalışma genel hukuki değerlendirme niteliğinde olup somut bir ceza dosyasına ilişkin hukuki görüş veya hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Yasemin Berna Aslanbay

Avukat Yasemin Berna Aslanbay, 2015 yılında Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. Avukatlık stajını bitirmesinin ardından yaptığı mesleki faaliyetlerinin ardından Aslan & Duran Hukuk Bürosu kurucu avukatı olarak meslek hayatına devam etmektedir. Aynı zamanda Adalet Bakanlığı Arabuluculuk siciline kayıtlı arabulucudur. İş hukuku uzman arabulucusu olarak özellikle Ankara iş hukuku ve Ankara ticaret hukuku uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapmakta olan Avukat Yasemin Berna Aslanbay evli ve 2 çocuk annesidir.

All stories by:Yasemin Berna Aslanbay

Leave a Reply