1 Günlük Sigorta Başlangıcının Tespiti Davası

1 günlük hizmet tespit davası

1 Günlük Sigorta Başlangıcının Tespiti Davası

1 Günlük Sigorta Başlangıcının Tespiti Davası 1024 576 Şerife Duran

Sigortalılık başlangıç tarihi, kişinin tabi olduğu emeklilik şartlarının belirlenmesinde önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle 8 Eylül 1999 öncesinde fiilen çalışmasına rağmen bu çalışması SGK kayıtlarında görünmeyen kişiler bakımından, bir günlük çalışmanın tespiti sigortalılık başlangıç tarihini etkileyebilir. Uygulamada “1 günlük hizmet tespit davası” olarak adlandırılan bu dava, yalnızca geçmişteki bir prim gününün kayda geçirilmesini değil, bazı durumlarda kişinin ilk defa uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğu tarihin belirlenmesini amaçlar.

Bununla birlikte işe giriş bildirgesinin düzenlenmiş olması, tek başına her olayda sigortalılığın kabul edileceği anlamına gelmez. Çalışmanın gerçek ve fiilî olması, işyerinin ilgili tarihte faaliyette bulunması, hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı ve davanın doğru kişilere yöneltilmesi birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle konu, iş ve sosyal güvenlik hukuku kapsamında somut sigortalılık kayıtları üzerinden incelenmelidir.

İçindekiler

1 Günlük Hizmet Tespit Davası Nedir?

Bir günlük hizmet tespit davası, kişinin belirli bir tarihte hizmet sözleşmesine bağlı olarak fiilen çalıştığının ve bu çalışmanın sigortalılık süresine dâhil edilmesi gerektiğinin tespiti amacıyla açılan davadır. Uygulamada bu davaya çoğunlukla, işe giriş bildirgesi verilmiş olmasına rağmen ilgili güne ait çalışmanın veya prim gününün SGK hizmet dökümünde görünmemesi hâlinde başvurulmaktadır.

Bu dava, hukuki niteliği itibarıyla hizmet tespit davasının özel bir görünümüdür. Ancak genel bir hizmet tespit davasında uzun bir çalışma döneminin tespiti istenirken bir günlük hizmet tespit davasında çoğunlukla kişinin ilk sigortalı çalışmasının gerçekleştiği tarih üzerinde durulur.

Davanın amacı, gerçekte gerçekleşmemiş bir çalışmaya dayanarak sigortalılık başlangıcı oluşturmak değildir. Tespiti istenen tarihte hizmet sözleşmesine bağlı ve sigortalılığı gerektiren gerçek bir çalışmanın bulunması gerekir. Çalışmanın yalnızca kâğıt üzerinde gösterilmiş olması yeterli değildir.

Bir günden daha uzun süreli ve Kuruma hiç bildirilmemiş çalışmaların tespiti hakkında ayrıntılı bilgi için hizmet tespit davası başlıklı incelememize bakılabilir.

1 Günlük Sigorta Girişi Sayılır mı?

Bir günlük sigorta girişi, o tarihte gerçek ve fiilî bir çalışma bulunması ve çalışmanın uzun vadeli sigorta kolları kapsamında olması hâlinde sigortalılık başlangıcının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Çalışmanın yalnızca bir gün sürmesi, tek başına sigortalılığın kabul edilmesine engel değildir.

Ancak SGK kayıtlarında bir işe giriş bildirgesinin bulunması ile hizmet dökümünde prim günü görünmesi aynı şey değildir. İşe giriş bildirgesi, kişinin belirli bir işyerinde çalışmaya başlayacağının Kuruma bildirildiğini gösterir. Sigortalılığın kabul edilebilmesi için bildirgedeki tarihte veya bu tarihle bağlantılı olarak fiilî çalışmanın da gerçekleşmiş olması gerekir.

Bu nedenle “işe giriş bildirgem var, sigorta başlangıcım kesinlikle bu tarihtir” şeklinde genel bir sonuca varılamaz. Mahkeme; bildirgenin gerçekliğini, üzerindeki imzayı, işyerinin faal olup olmadığını, bordroları, işyeri kayıtlarını, tanık anlatımlarını ve diğer delilleri birlikte değerlendirir.

Fiilî çalışma ispatlandığında bir günlük hizmet:

  • İlk sigortalılık tarihinin belirlenmesini,
  • Kişinin tabi olduğu emeklilik hükümlerinin değişmesini,
  • Sigortalılık süresinin daha erken bir tarihten başlamasını,
  • Bazı durumlarda emeklilik şartlarının farklılaşmasını

sağlayabilir. Buna karşılık tek bir günün tespit edilmesi, kişinin kendiliğinden emekli olacağı anlamına gelmez.

İşe Giriş Bildirgesi Tek Başına Yeterli midir?

İşe giriş bildirgesi, bir günlük çalışmanın ve sigorta başlangıcının tespitinde önemli bir delildir. Buna rağmen Yargıtay uygulamasında sigortalılık başlangıcının yalnızca bildirgenin düzenlenmiş olmasına dayandırılması yeterli görülmemekte; bildirilen tarihte gerçek bir çalışmanın bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmaktadır.

Mahkeme öncelikle bildirgenin gerçekten davacıya ait olup olmadığını inceleyebilir. Bildirgede imza bulunması ve imzanın inkâr edilmesi hâlinde imza incelemesi yapılması gündeme gelebilir. Ayrıca bildirgeyi düzenleyen işyerinin ilgili tarihte:

  • Kanun kapsamında bulunan gerçek bir işyeri olup olmadığı,
  • Faaliyetine devam edip etmediği,
  • İşçi çalıştırıp çalıştırmadığı,
  • Davacının bildirilen işi yapabilecek durumda olup olmadığı,
  • Bordro ve işyeri kayıtlarının bulunup bulunmadığı

araştırılır.

İşe giriş bildirgesinin verilmiş olması, SGK’nın çalışma iddiasından haberdar olup olmadığının ve beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde de önem taşıyabilir. Ancak bildirgenin geçerli ve usulüne uygun olup olmadığı somut olay özelinde incelenmelidir.

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Neden Önemlidir?

Sigortalılık başlangıç tarihi, kişinin hangi emeklilik hükümlerine tabi olacağının belirlenmesinde temel ölçütlerden biridir. İlk defa uzun vadeli sigorta kollarına tabi olunan tarih; gerekli prim ödeme gün sayısını, sigortalılık süresini ve uygulanabilecek yaş şartını etkileyebilir.

Özellikle SGK hizmet dökümünde ilk çalışma tarihi 8 Eylül 1999 sonrasında görünen ancak bu tarihten önce fiilen çalıştığını ileri süren kişiler bakımından bir günlük hizmetin tespiti önem taşımaktadır. Bununla birlikte, 8 Eylül 1999 öncesinde herhangi bir kayıt bulunması tek başına yeterli değildir. Kaydın malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları gibi uzun vadeli sigorta kollarına tabi gerçek bir çalışmaya dayanması gerekir.

Staj veya çıraklık döneminde yapılan ve yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında kalan bildirimler ise kural olarak emeklilik yönünden uzun vadeli sigortalılık başlangıcı oluşturmaz. Bu nedenle SGK hizmet dökümündeki ilk kayıt türü mutlaka incelenmelidir.

Bir günlük çalışma tespit edildiğinde SGK, kişinin bütün hizmetlerini ve tabi olduğu mevzuatı yeniden değerlendirebilir. Ancak yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli prim ödeme gün sayısı, sigortalılık süresi ve diğer şartların ayrıca tamamlanmış olması gerekir.

1999 Öncesi Hizmet Tespit Davası

1999 öncesi hizmet tespit davası, kişinin 8 Eylül 1999 öncesinde fiilen çalışmasına rağmen bu çalışmasının SGK kayıtlarına hiç geçirilmemesi veya sigorta başlangıcının hatalı bir tarihten başlatılması halinde gündeme gelebilir.

Uygulamada aşağıdaki durumlarla karşılaşılmaktadır:

  • İşe giriş bildirgesi verilmiş ancak prim günü bildirilmemiş olabilir.
  • Çalışan adına sicil numarası oluşturulmuş ancak çalışma hizmet dökümüne yansımamış olabilir.
  • İşveren çalışmayı SGK’ya hiç bildirmemiş olabilir.
  • Bildirge üzerindeki sigorta sicil numarası veya kimlik bilgileri hatalı yazılmış olabilir.
  • Bildirim başka bir kişiye ait sicil dosyasına kaydedilmiş olabilir.
  • Çalışma bildirilmiş olmasına rağmen Kurum kayıtlarında birleştirme yapılmamış olabilir.
  • İşe giriş tarihi ile hizmet dökümündeki ilk prim tarihi arasında uyumsuzluk bulunabilir.

Bu ihtimallerin tamamında aynı hukuki yol izlenmez. Sorun yalnızca Kurum kayıtlarındaki maddi bir hatadan kaynaklanıyorsa öncelikle SGK’ya başvurularak kaydın düzeltilmesi istenebilir. Buna karşılık uyuşmazlık, bildirilmeyen gerçek bir çalışmanın bulunup bulunmadığına ilişkinse fiilî çalışmanın mahkeme kararıyla tespit edilmesi gerekebilir.

8 Eylül 1999 Öncesi Bir Günlük Çalışma Emekliliği Etkiler mi?

8 Eylül 1999 öncesinde gerçekleşen ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olan bir günlük fiilî çalışma, kişinin ilk sigortalılık tarihini değiştirebilir. Sigortalılık başlangıcının daha erken bir tarihe alınması, kişinin tabi olduğu emeklilik şartlarının yeniden belirlenmesine yol açabilir.

7438 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 95. madde kapsamında, ilgili geçiş hükümlerine tabi kişiler bakımından yaş şartı kaldırılmıştır. Ancak bu düzenleme, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı gibi yaş dışındaki emeklilik şartlarını ortadan kaldırmamıştır.

Bu nedenle 8 Eylül 1999 öncesindeki bir günlük çalışmanın tespit edilmesi:

  • Kişinin sigortalılık başlangıcını geriye çekebilir.
  • Uygulanacak emeklilik koşullarını değiştirebilir.
  • Sigortalılık süresinin hesabını etkileyebilir.
  • Yaşlılık aylığı talebinin yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir.

Bununla birlikte mahkemenin bir günlük çalışmayı tespit etmesi doğrudan emeklilik kararı verdiği anlamına gelmez. Karar kesinleştikten ve SGK kayıtlarına işlendiğinde kişinin prim günleri, sigortalılık süresi, tabi olduğu sigortalılık statüsü ve diğer hizmetleri ayrıca incelenir.

1999 Öncesine Ait Her Kayıt Sigorta Başlangıcı Sayılır mı?

Bir kişinin SGK hizmet dökümünde 1999 öncesine ait kayıt bulunması, bu kaydın mutlaka emeklilik başlangıcı olarak kabul edileceği anlamına gelmez. Kaydın hangi sigorta kollarına ilişkin olduğu belirlenmelidir.

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları kapsamında geçen çalışma, uzun vadeli sigorta başlangıcının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Buna karşılık yalnızca iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortası gibi kısa vadeli sigorta kolları kapsamında yapılan bildirimler aynı sonucu doğurmayabilir.

Özellikle stajyer ve çıraklar adına yapılan sigorta bildirimleri bu açıdan önemlidir. Staj veya çıraklık sırasında yalnızca kısa vadeli sigorta kollarına tabi olarak oluşturulan kayıt, kural olarak emeklilik bakımından ilk uzun vadeli sigorta başlangıcı kabul edilmez. Bununla birlikte kaydın niteliği, çalışmanın gerçekte staj mı yoksa hizmet sözleşmesine bağlı normal çalışma mı olduğu ve ilgili dönemde uygulanan mevzuat birlikte incelenmelidir.

1 Günlük Hizmet Tespit Davasının Şartları

Bir günlük hizmetin ve sigortalılık başlangıcının tespit edilebilmesi için her şeyden önce gerçek bir çalışmanın bulunması gerekir. Dava yalnızca emeklilik şartlarını değiştirmek amacıyla gerçekte yaşanmamış bir çalışmaya dayandırılamaz.

Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki hususlar araştırılır:

Hizmet sözleşmesine bağlı çalışma bulunmalıdır

Kişinin işverene bağlı olarak, işverenin emir ve talimatları çerçevesinde çalışması gerekir. Bağımsız olarak yürütülen faaliyetler, 4/a kapsamındaki hizmet tespit davasının konusunu oluşturmaz.

Kendi adına ve hesabına çalışma iddiası bulunuyorsa konu, Bağ-Kur tespit davası kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

Çalışma fiilen gerçekleşmiş olmalıdır

İşe giriş bildirgesinin düzenlenmesi veya taraflar arasında bir iş sözleşmesinin imzalanması tek başına yeterli değildir. Sigortalılığın çalışma olgusuna dayanması nedeniyle kişinin bildirilen tarihte fiilen işe başlamış olması gerekir.

İşyerinin kapsamda bulunması gerekir

Çalışıldığı ileri sürülen işyerinin ilgili tarihte var olup olmadığı ve sigortalı çalıştırmaya elverişli biçimde faaliyet gösterip göstermediği araştırılır. İşyerinin SGK sicil dosyası, vergi kayıtları, oda kayıtları ve ruhsat bilgileri bu araştırmada kullanılabilir.

Çalışma başka kayıtlarla çelişmemelidir

Davacının aynı tarihte başka bir işyerinde çalışıp çalışmadığı, askerlikte veya ceza infaz kurumunda bulunup bulunmadığı, öğrenci olup olmadığı ya da farklı bir şehirde yaşayıp yaşamadığı incelenebilir. Bu bilgiler tek başına çalışmanın bulunmadığını göstermese de diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Dava doğru taraflara yöneltilmelidir

Uyuşmazlığın yalnızca SGK kayıtlarındaki bir hataya mı, yoksa işveren tarafından bildirilmeyen fiilî çalışmaya mı dayandığı belirlenmelidir. Bildirilmeyen bir çalışmanın tespiti isteniyorsa ilgili işverenin veya hukuki haleflerinin davadaki konumu önem taşır.

İşveren gerçek kişi ise ölmüş olması durumunda mirasçıların belirlenmesi; şirket sona ermişse ticaret sicili kayıtlarının ve tasfiye sürecinin incelenmesi gerekebilir.

1 Günlük Hizmet Tespit Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Hizmet tespit davaları kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkeme yalnızca tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmadan gerekli araştırmaları yapabilir. Bununla birlikte davacının elinde bulunan bilgi ve belgeleri dava dosyasına sunması ispat bakımından önemlidir.

Bir günlük çalışmanın tespitinde kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • İşe giriş bildirgesi,
  • SGK sicil ve işyeri dosyaları,
  • Aylık sigorta prim bildirgeleri,
  • Dönem bordroları,
  • Ücret bordroları ve ücret ödeme kayıtları,
  • İş sözleşmesi,
  • Personel özlük dosyası,
  • Puantaj ve devam çizelgeleri,
  • İşverenin ticari defter ve kayıtları,
  • Banka hesap hareketleri,
  • Vergi dairesi ve ticaret sicili kayıtları,
  • Esnaf veya meslek odası kayıtları,
  • İşyeri ruhsatları,
  • Müfettiş veya denetmen raporları,
  • Yazışmalar ve işyerine ait diğer belgeler,
  • Bordro tanıkları,
  • Aynı dönemde çalışan kişiler,
  • Komşu işyerlerinin işveren ve çalışanları.

Aradan uzun süre geçmiş olması nedeniyle işyeri kayıtlarına veya bordro tanıklarına ulaşılamayabilir. Böyle bir durumda mahkeme, çalışıldığı iddia edilen tarihte çevrede faaliyet gösteren işyerlerini ve bu işyerlerinde çalışan kişileri araştırabilir.

Tanıkların davacıyı hangi tarihten, nereden ve ne şekilde tanıdıklarını açıklayabilmeleri önemlidir. Yalnızca genel ve soyut nitelikteki “orada çalıştığını biliyorum” şeklindeki anlatımlar yeterli görülmeyebilir. Tanığın aynı dönemde aynı işyerinde veya yakın bir işyerinde çalışmış olması anlatımın değerlendirilmesinde önem taşır.

İşe Giriş Bildirgesindeki İmza İncelenir mi?

İşe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı ileri sürülürse imza incelemesi yapılabilir. Bunun için ilgili döneme yakın tarihlerde düzenlenmiş ve kişiye ait olduğu tartışmasız olan imza örneklerinden yararlanılabilir.

Bildirgedeki imzanın davacıya ait olduğunun belirlenmesi önemli bir delil oluşturur; ancak bu sonuç yine de fiilî çalışmanın gerçekleştiğini tek başına kesin olarak ispatlamayabilir. Mahkeme, imza incelemesinin sonucunu işyeri kayıtları, bordrolar, tanık anlatımları ve diğer delillerle birlikte değerlendirir.

1 Günlük Hizmet Tespit Davasında Zamanaşımı Var mı?

Uygulamada sıklıkla “1 günlük hizmet tespit davası zamanaşımı” veya “sigorta tespit davası zamanaşımı” ifadeleri kullanılmaktadır. Ancak burada teknik olarak bir zamanaşımı süresinden değil, hak düşürücü süreden söz edilir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesinde, Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların mahkeme kararıyla tespitine ilişkin beş yıllık hak düşürücü süre düzenlenmiştir. 1 Ekim 2008 öncesindeki çalışmalar bakımından ise çalışmanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun hükümleri ve geçiş düzenlemeleri dikkate alınır.

Hak düşürücü süre ile zamanaşımı aynı hukuki kurum değildir. Zamanaşımı süresinin ileri sürülmesi kural olarak taraflara bağlıyken hak düşürücü süre, şartları bulunuyorsa mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınabilir.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre Ne Zaman Başlar?

Kanunda öngörülen beş yıllık süre, tespiti istenen hizmetlerin geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanır. Bu nedenle sürenin yalnızca işten ayrılma tarihi esas alınarak hesaplanması her olayda doğru sonuç vermeyebilir.

Örneğin 1998 yılı içinde geçen ve SGK’ya hiç bildirilmeyen bir çalışmanın bulunduğu ileri sürülüyorsa beş yıllık sürenin başlangıcı, kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonu dikkate alınarak değerlendirilir.

Ancak hizmet tespit davalarında hak düşürücü süre konusunda çok sayıda istisna ve Yargıtay uygulaması bulunmaktadır. İşverenin Kuruma verdiği belgeler, çalışmanın kesintisiz devam edip etmediği, sonraki dönemlerde yapılan bildirimler ve Kurumun çalışmadan haberdar olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle “Çalışma çok eski olduğu için artık hiçbir şekilde dava açılamaz” veya “İşe giriş bildirgesi bulunduğu için süre kesinlikle uygulanmaz” şeklinde kategorik bir değerlendirme yapılması doğru değildir.

İşe Giriş Bildirgesi Varsa Hak Düşürücü Süre Uygulanır mı?

İşveren tarafından usulüne uygun bir işe giriş bildirgesinin SGK’ya verilmiş olması, Kurumun sigortalı çalışmadan haberdar olduğunu gösterebilir. Yargıtay uygulamasında Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya mevzuatta öngörülen diğer belgeler hak düşürücü sürenin değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.

Bununla birlikte her işe giriş bildirgesi aynı sonucu doğurmaz. Aşağıdaki hususların incelenmesi gerekir:

  • Bildirge yasal süresi içinde verilmiş midir?
  • Bildirge gerçekten ilgili kişiye mi aittir?
  • Sigorta sicil numarası ve kimlik bilgileri doğru mudur?
  • İşveren ve işyeri bilgileri gerçeği yansıtmakta mıdır?
  • İşyerinin ilgili tarihte SGK kapsamına alınmış bir işyeri kaydı bulunmakta mıdır?
  • Bildirge Kurum kayıtlarına fiilen ulaşmış mıdır?
  • Bildirilen tarihte gerçek bir çalışma gerçekleşmiş midir?
  • Bildirge yalnızca şeklen mi düzenlenmiştir?

Usulüne uygun ve gerçek bir çalışmaya dayanan bildirimin bulunması hâlinde beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmaması gündeme gelebilir. Ancak belgenin geçerliliği veya fiilî çalışma tartışmalıysa mahkeme ayrıntılı araştırma yapar.

Çalışmanın Bir Kısmı Bildirilmişse Hak Düşürücü Süre Uygulanır mı?

Bir işçinin aynı işyerindeki çalışmalarının bir bölümü SGK’ya bildirilmiş, önceki veya aradaki bazı dönemler ise bildirilmemiş olabilir. Bu durumda bildirilen ve bildirilmeyen dönemler arasındaki bağlantı araştırılır.

Çalışmanın kesintisiz devam ettiği, aynı işyerinde geçtiği ve bildirilen dönemlerin Kurumun çalışma ilişkisinden haberdar olmasını sağladığı durumlarda hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirilir.

Ancak bildirilen dönem ile tespiti istenen dönem arasında uzun bir kesinti bulunması veya farklı işyerlerinde çalışma söz konusu olması hâlinde sonuç değişebilir. Çalışmaların aynı işverene ait olması da tek başına kesintisizliği kanıtlamaz.

1999 Öncesi Hizmet Tespit Davasında Süre Sorunu

1999 öncesindeki çalışmalar üzerinden uzun yıllar geçmiş olması, bu davalarda hak düşürücü süre tartışmasını daha önemli hâle getirmektedir. Buna rağmen yalnızca çalışmanın eski tarihli olması nedeniyle davanın süre yönünden reddedileceği söylenemez.

Özellikle kişinin elinde ilgili döneme ait işe giriş bildirgesi bulunması, SGK sicil numarası verilmiş olması, işveren tarafından başka belgelerin Kuruma sunulması veya çalışmanın sonraki bildirilen hizmetlerle kesintisiz devam etmesi sonucu etkileyebilir.

Bu nedenle öncelikle SGK’dan aşağıdaki kayıtların temin edilmesi yararlı olacaktır:

  • Sigortalının ayrıntılı hizmet dökümü,
  • İlk işe giriş bildirgesi,
  • Sigortalı sicil dosyası,
  • Çalışıldığı ileri sürülen işyerinin SGK dosyası,
  • İlgili döneme ait bordro ve prim belgeleri,
  • İşyerinin kapsama alınma ve kapanış tarihleri,
  • Aynı işyerinden bildirilen diğer çalışanların kayıtları.

Bu belgeler incelenmeden hak düşürücü süre hakkında kesin bir değerlendirme yapılması sağlıklı değildir.

Dava Açmadan Önce SGK’ya Başvuru Zorunlu mudur?

SGK’ya karşı açılacak birçok uyuşmazlıkta dava açılmadan önce Kuruma başvurulması gerekir. Bununla birlikte 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, hizmet sözleşmesine tabi çalışmalardan kaynaklanan zorunlu sigortalılık sürelerinin tespitine ilişkin davaları genel başvuru şartından ayırmıştır.

Bu nedenle işveren tarafından bildirilmeyen gerçek bir 4/a çalışmasının tespitinin istendiği klasik hizmet tespit davasında, SGK’ya önceden başvuru yapılması kural olarak dava şartı değildir.

Ancak uyuşmazlık her zaman klasik hizmet tespiti niteliğinde olmayabilir. Talep;

  • SGK kaydındaki maddi hatanın düzeltilmesine,
  • Başka bir sicil numarasındaki hizmetlerin birleştirilmesine,
  • Mevcut belgelere göre başlangıç tarihinin düzeltilmesine,
  • Emeklilik talebinin reddine,
  • Kurum işleminin iptaline

ilişkinse dava öncesinde SGK’ya başvurulması gerekebilir.

Bu nedenle başvuru zorunluluğu, davanın “bir günlük hizmet tespit davası” olarak adlandırılmasına göre değil, ileri sürülen talebin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir. Uygulamada Kurum kayıtlarının ve SGK’nın uyuşmazlığa yaklaşımının görülmesi amacıyla yazılı başvuru yapılması da yararlı olabilir.

1 Günlük Hizmet Tespit Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Bir günlük hizmetin veya sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin davalar, işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı niteliğinde değildir. Bu nedenle klasik hizmet tespit davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.

Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadan doğrudan görevli mahkemede dava açılabilir. Ancak aynı davada ücret, kıdem tazminatı veya başka bir işçilik alacağı da talep edilecekse bu talepler bakımından dava şartı arabuluculuk ayrıca değerlendirilmelidir.

Hizmet tespiti talebi ile işçilik alacaklarının hukuki şartları ve taraf yapısı aynı değildir. Bu nedenle taleplerin aynı dava içinde ileri sürülmesinin usulen uygun olup olmadığı somut olay özelinde belirlenmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Bir günlük hizmetin ve sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin davalarda görevli mahkeme iş mahkemesidir. Ayrı bir iş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetkili mahkeme belirlenirken işin veya işlemin yapıldığı yer ile davalıların yerleşim yeri dikkate alınabilir. İş mahkemelerine ilişkin yetki kuralları kamu düzenine ilişkin özellikler taşıdığından, dava açılmadan önce çalışmanın geçtiği yer ve tarafların adresleri değerlendirilmelidir.

Dava Kime Karşı Açılır?

Davalı taraf, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmelidir. Gerçek bir çalışmanın işveren tarafından SGK’ya bildirilmediği ileri sürülüyorsa işverenin davadaki taraf sıfatı önem taşır. İşveren ölmüşse mirasçılarının; tüzel kişi sona ermişse şirketin tasfiye ve sicil durumunun araştırılması gerekebilir.

Hizmet sözleşmesine bağlı zorunlu sigortalılık sürelerinin tespitine ilişkin davalarda SGK’nın davadan haberdar edilmesi ve yargılamaya katılması söz konusudur. Kurum, kamu düzenini ve sosyal güvenlik sistemini ilgilendiren bu uyuşmazlıkta kayıtlarını sunabilir, delil bildirebilir ve karara karşı kanun yoluna başvurabilir.

Buna karşılık fiilî çalışma zaten Kurum kayıtlarıyla sabitse ve uyuşmazlık yalnızca SGK tarafından yapılan kayıt, birleştirme veya başlangıç tarihi işleminden kaynaklanıyorsa dava doğrudan Kurum işlemine yönelebilir.

Bu nedenle her bir günlük sigorta başlangıcı uyuşmazlığında yalnızca SGK’nın veya yalnızca işverenin davalı gösterileceğine ilişkin genel bir kural oluşturulmamalıdır. Talebin niteliğinin yanlış belirlenmesi, taraf teşkili ve dava şartları bakımından usul sorunlarına neden olabilir.

1 Günlük Hizmet Tespit Davasına İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay kararlarında, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasının hizmet tespit davasının özel bir türü olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle bir günlük çalışmanın tespiti istenirken yalnızca işe giriş bildirgesinin bulunmasıyla yetinilmemekte, bildirgede belirtilen tarihte fiilî çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaktadır.

Yargıtay uygulamasında öne çıkan temel ilkeler aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

Fiilî çalışma mutlaka araştırılmalıdır

Sosyal güvenlik mevzuatında sigortalılık, kural olarak fiilî çalışmanın başlamasıyla doğar. İşe giriş bildirgesinin düzenlenmesi, iş sözleşmesinin imzalanması veya sigorta sicil numarası verilmesi, gerçek çalışma bulunmadığı takdirde tek başına sigortalılık hakkı oluşturmaz.

Bu nedenle mahkemenin, bildirilen tarihte gerçek ve sigortalılığı gerektiren bir çalışmanın bulunup bulunmadığını araştırması gerekir.

İşyerinin varlığı ve faaliyeti belirlenmelidir

Çalışmanın geçtiği ileri sürülen işyerinin ilgili tarihte gerçekten faaliyet gösterip göstermediği incelenmelidir. İşyerinin yalnızca SGK sicil numarasının bulunması yeterli olmayabilir.

Mahkeme;

  • İşyerinin SGK kapsamına alınma tarihini,
  • Vergi ve oda kayıtlarını,
  • Ticaret sicili bilgilerini,
  • Ruhsat ve faaliyet kayıtlarını,
  • İşverenin ilgili dönemdeki iş kolunu,
  • İşyerinde çalışan diğer sigortalıları

araştırabilir.

Bordro tanıkları öncelikli olarak dinlenmelidir

İlgili döneme ait bordrolarda kayıtlı çalışanlar, çalışma olgusunu doğrudan bilebilecek kişiler arasında kabul edilir. Bu nedenle öncelikle aynı dönemde işyerinde çalıştığı resmî kayıtlardan anlaşılan bordro tanıklarının belirlenmesi ve dinlenmesi gerekir.

Bordro tanıklarına ulaşılamaması veya bordroların bulunmaması hâlinde komşu işyerlerinin işveren ve çalışanları araştırılabilir. Tanıkların anlatımları, resmî kayıtlar ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Davalar kamu düzenini ilgilendirir

Hizmet tespit davaları yalnızca tarafların özel menfaatlerini değil, sosyal güvenlik sistemini de ilgilendirir. Bu nedenle mahkeme, tarafların sunduğu delillerle yetinmeden gerekli gördüğü araştırmaları kendiliğinden yapabilir.

Yargıtay, bu davaların özel bir dikkat ve duyarlılıkla yürütülmesi gerektiğini belirtmektedir. Mahkeme, çalışma iddiasının gerçek olup olmadığını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaya çalışır.

Hak düşürücü süre somut olay üzerinden değerlendirilmelidir

Yargıtay kararlarında, beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken Kurumun çalışmadan haberdar olup olmadığına önem verilmektedir.

İşe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya sigortalının çalışmasını gösteren mevzuata uygun başka bir belgenin SGK’ya verilmiş olması hak düşürücü süre değerlendirmesini etkileyebilir. Ancak belgenin gerçekliği, Kuruma ulaşıp ulaşmadığı ve dava konusu çalışmayla bağlantısı ayrıca araştırılır.

Emsal Yargıtay Kararları Nasıl Değerlendirilmelidir?

“1 günlük hizmet tespit davası emsal kararlar” şeklinde yapılan aramalarda karşılaşılan her karar, başka bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanamaz. Kararlardaki sonucun yanında olayın özelliklerinin de karşılaştırılması gerekir.

Özellikle şu sorular önemlidir:

  • Emsal kararda işe giriş bildirgesi bulunuyor mu?
  • Bildirge yasal süresi içinde Kuruma verilmiş mi?
  • Davacı adına prim günü bildirilmiş mi?
  • Çalışma aynı işyerinde kesintisiz devam etmiş mi?
  • Hak düşürücü süre itirazı bulunuyor mu?
  • İşyerinin ilgili tarihte faal olduğu kanıtlanmış mı?
  • Bordro veya komşu işyeri tanıkları dinlenmiş mi?
  • Talep gerçek çalışmanın tespitine mi, yoksa SGK kaydının düzeltilmesine mi ilişkin?

Bu unsurlar farklıysa kararların sonuçları da farklı olabilir. Bu nedenle yalnızca kararın kabul veya ret sonucuna bakılarak değerlendirme yapılmamalıdır.

Dava Nasıl İlerler?

Bir günlük sigorta başlangıcının tespiti süreci, öncelikle SGK kayıtlarının ve eldeki belgelerin incelenmesiyle başlamalıdır. Uyuşmazlığın yalnızca bir kayıt hatasından mı, yoksa hiç bildirilmeyen çalışmadan mı kaynaklandığı belirlenmelidir.

Genel olarak süreç şu aşamalardan oluşabilir:

  1. SGK hizmet dökümü ve sigortalı sicil dosyası incelenir.
  2. İşe giriş bildirgesinin aslı veya Kurum kaydı temin edilir.
  3. Çalışıldığı ileri sürülen işyerinin SGK dosyası araştırılır.
  4. İşyeri ve işverenin hukuki durumu belirlenir.
  5. Gerekliyse SGK’ya yazılı başvuru yapılır.
  6. Uyuşmazlığın niteliğine uygun dava açılır.
  7. İlgili dönemin bordro ve işyeri kayıtları getirtilir.
  8. Bordro tanıkları ve gerektiğinde komşu işyeri çalışanları dinlenir.
  9. İmza itirazı varsa bilirkişi incelemesi yapılabilir.
  10. Mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.

Davanın kabul edilmesi hâlinde kararın kesinleşmesinden sonra tespit edilen çalışmanın SGK kayıtlarına işlenmesi gerekir. Bunun ardından kişinin emeklilik şartları Kurum tarafından yeniden değerlendirilebilir.

İşverenin Kapanmış veya Vefat Etmiş Olması Davaya Engel midir?

Aradan uzun süre geçmiş olması nedeniyle işyerinin kapanmış veya işverenin vefat etmiş olması mümkündür. Bu durum tek başına dava açılmasına engel değildir. Ancak tarafların belirlenmesi ve delillerin toplanması daha kapsamlı bir araştırma gerektirebilir.

İşveren gerçek kişi olarak faaliyet göstermiş ve vefat etmişse mirasçıları araştırılabilir. İşveren bir şirketse ticaret sicilinden şirketin faal, tasfiye edilmiş veya terkin edilmiş olup olmadığı incelenir. Gerektiğinde şirketin ihyası veya tasfiye memurunun davadaki konumu gündeme gelebilir.

İşyerinin kapanmış olması nedeniyle kayıtların bulunamaması da çalışma iddiasını kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. SGK, vergi dairesi, meslek odaları, belediyeler, ticaret sicili ve komşu işyerleri üzerinden araştırma yapılabilir.

Davanın Kabul Edilmesi Doğrudan Emeklilik Sağlar mı?

Bir günlük hizmet tespit davasının kabul edilmesi, tespit edilen çalışmanın sigortalılık kayıtlarına alınmasını sağlar. Ancak mahkeme bu davada doğrudan yaşlılık aylığı bağlanmasına veya kişinin emekli edilmesine karar vermeyebilir.

Emeklilik hakkının doğup doğmadığı belirlenirken ayrıca:

  • İlk uzun vadeli sigorta başlangıç tarihi,
  • Toplam prim ödeme gün sayısı,
  • Sigortalılık süresi,
  • Son dönem sigortalılık statüsü,
  • Varsa 4/a, 4/b ve 4/c hizmetlerinin dağılımı,
  • Hizmet birleştirmesi,
  • Borçlanmalar,
  • Tahsis talep tarihi,
  • İlgili geçiş hükümleri

incelenir.

Dolayısıyla 8 Eylül 1999 öncesindeki bir günlük çalışmanın tespit edilmesi önemli sonuçlar doğurabilse de kişiye otomatik olarak emeklilik hakkı kazandırdığı söylenemez.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir günlük sigorta girişi emeklilik başlangıcı sayılır mı?

Bildirilen tarihte gerçek ve fiilî çalışma bulunması ve çalışmanın uzun vadeli sigorta kollarına tabi olması hâlinde bir günlük çalışma sigortalılık başlangıcında dikkate alınabilir. Yalnızca işe giriş bildirgesinin düzenlenmiş olması her durumda yeterli değildir.

1 günlük hizmet tespit davası açılabilir mi?

Evet. Bir günlük gerçek çalışmanın SGK’ya hiç bildirilmemesi veya işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen prim gününün hizmet dökümünde görünmemesi hâlinde uyuşmazlığın niteliğine göre hizmet tespit davası açılabilir.

İşe giriş bildirgesi var ancak prim görünmüyor. Ne yapılabilir?

Öncelikle işe giriş bildirgesi, sigortalı sicil dosyası ve işyeri kayıtları SGK’dan temin edilmelidir. Sorunun maddi kayıt hatasından mı yoksa prim gününün hiç bildirilmemesinden mi kaynaklandığı belirlenmelidir. İzlenecek başvuru ve dava yolu buna göre değişebilir.

1 günlük hizmet tespit davasında beş yıllık süre var mı?

Kuruma hiç bildirilmeyen çalışmalar bakımından beş yıllık hak düşürücü süre gündeme gelebilir. Ancak usulüne uygun işe giriş bildirgesi veya Kurumun çalışmadan haberdar olduğunu gösteren başka belgeler varsa sürenin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilir.

Beş yıllık süre ne zaman başlar?

Süre, kural olarak tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanır. Kesintisiz çalışma, kısmi bildirim ve Kuruma verilen belgeler hesaplamayı ve sürenin uygulanmasını etkileyebilir.

1999 öncesi hizmet tespit davası hâlen açılabilir mi?

Çalışmanın eski tarihli olması tek başına dava açılamayacağı anlamına gelmez. Ancak hak düşürücü süre, Kuruma yapılan bildirimler, işyeri kayıtları ve fiilî çalışmanın ispatlanabilmesi birlikte değerlendirilmelidir.

1999 öncesi sigorta girişi EYT kapsamında emeklilik sağlar mı?

8 Eylül 1999 öncesinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi gerçek çalışmanın tespiti, kişinin tabi olduğu emeklilik hükümlerini etkileyebilir. Ancak prim günü, sigortalılık süresi ve diğer şartlar ayrıca sağlanmalıdır. Bir günlük çalışmanın tespit edilmesi tek başına emeklilik garantisi vermez.

Staj veya çıraklık sigortası başlangıç sayılır mı?

Yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında yapılan staj ve çıraklık bildirimleri, kural olarak emeklilik bakımından uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılmaz. Ancak çalışmanın gerçekte staj değil normal bir hizmet ilişkisi olduğu ileri sürülüyorsa somut çalışma koşulları incelenmelidir.

Tanıkla bir günlük çalışma ispatlanabilir mi?

Tanık anlatımları delil olarak kullanılabilir. Ancak tanıkların çalışma dönemini doğrudan bilmesi ve anlatımlarının diğer kayıtlarla uyumlu olması önemlidir. Mahkeme mümkünse bordro tanıklarını ve ilgili dönemde komşu işyerlerinde çalışan kişileri araştırır.

İşveren kapanmışsa dava açılabilir mi?

İşyerinin kapanmış olması tek başına dava açılmasına engel değildir. İşverenin hukuki durumu, şirketin ticaret sicili kayıtları, mirasçılar, SGK işyeri dosyası ve ulaşılabilecek diğer deliller araştırılır.

Dava açmadan önce SGK’ya başvurmak gerekir mi?

Klasik anlamda bildirilmeyen zorunlu 4/a çalışmasının tespiti davasında ön başvuru kural olarak dava şartı değildir. Ancak uyuşmazlık SGK kaydının düzeltilmesi, hizmet birleştirilmesi veya Kurum işleminin iptaliyle ilgiliyse başvuru gerekebilir.

Arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?

Bir günlük hizmetin ve sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin klasik hizmet tespit davalarında dava şartı arabuluculuk bulunmaz. Aynı uyuşmazlıkta işçilik alacağı isteniyorsa alacak talepleri bakımından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

Sonuç

Bir günlük sigorta başlangıcının tespiti davası, yalnızca eksik bir prim gününün kayıtlara eklenmesinden ibaret değildir. Özellikle 8 Eylül 1999 öncesinde gerçekleşen gerçek bir çalışmanın tespit edilmesi, sigortalılık başlangıcını ve kişinin tabi olduğu emeklilik şartlarını etkileyebilir.

Bununla birlikte işe giriş bildirgesi bulunması, tek başına davanın kabul edileceği anlamına gelmez. Fiilî çalışma, işyerinin varlığı, bildirgenin gerçekliği, hak düşürücü süre, tanık anlatımları ve SGK kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca tespit kararının doğrudan emeklilik sağlamadığı; prim günü, sigortalılık süresi ve diğer şartların SGK tarafından ayrıca inceleneceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Sigortalılık başlangıcına ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce hizmet dökümünün, işe giriş bildirgesinin ve işyeri dosyasının birlikte incelenmesi izlenecek hukuki yolun doğru belirlenmesi bakımından önem taşır.

Bilgilendirme: Bu içerik genel hukuki bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Her uyuşmazlık, çalışma tarihleri, SGK bildirimleri ve mevcut deliller yönünden kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Şerife Duran

Avukat Şerife DURAN, 1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. Asliye Ceza Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi, Kadastro Mahkemesi, Türkiye Adalet Akademisi’nde ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nde hakimlik görevinden sonra avukatlık yapmaya başlamıştır. Selçuk Üniversitesi Özel Hukuk Anabilimdalı Avrupa Birliği Hukuku alanında yüksek lisans yapan DURAN, doktora öğrencisi olup evli ve 3 çocuk annesidir.

All stories by:Şerife Duran