Bilişim sistemlerine yönelik veya dijital araçlar kullanılarak gerçekleştirilen eylemler; ceza hukuku, kişisel verilerin korunması, internet yayınları, elektronik ticaret ve özel hukuk bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Hukuki değerlendirmenin olayın niteliğine, eldeki dijital verilere ve tarafların sıfatına göre yapılması gerekir.
Dijital teknolojilerin günlük yaşamda, ticari faaliyetlerde ve iletişim süreçlerinde yaygın biçimde kullanılması; bilişim sistemleri, kişisel veriler, sosyal medya, elektronik ticaret ve dijital delillerle bağlantılı farklı hukuki sorunları beraberinde getirmektedir. Aynı olay ceza hukuku, özel hukuk ve idare hukuku bakımından birden fazla hukuki sonuç doğurabileceğinden, uyuşmazlığın niteliği ve uygulanabilecek mevzuat birlikte değerlendirilmelidir. Ankara’da faaliyet gösteren Aslan & Duran Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu, bilişim hukukundan kaynaklanan hukuki ve cezai uyuşmazlıkları faaliyet alanları kapsamında ele almaktadır.
Uygulamada “bilişim avukatı” veya “bilişim suçları avukatı” ifadeleri; bilişim sistemlerine yönelik suçlar, internet üzerinden gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemler, dijital deliller ve kişisel verilerle bağlantılı uyuşmazlıklarla ilgilenen avukatları tanımlamak amacıyla kullanılmaktadır. Bu ifadeler mevzuatta düzenlenmiş ayrı bir uzmanlık unvanını ifade etmez. Ankara’da faaliyet gösteren büromuzda bilişim hukukuyla bağlantılı hukuki ve cezai süreçler, somut olayın özellikleri ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmektedir.
Bilişim Hukuku Nedir?
Bilişim hukuku; bilgisayarlar, mobil cihazlar, iletişim ağları, internet platformları, yazılımlar, elektronik veriler ve diğer dijital sistemlerle bağlantılı hukuki ilişkileri inceleyen disiplinler arası bir hukuk alanıdır.
Bilişim hukukunun kapsamına yalnızca bilişim suçları girmez. Kişisel verilerin işlenmesi, internet üzerinden yapılan yayınlar, elektronik ticaret, yazılım ve lisans sözleşmeleri, dijital deliller, çevrim içi itibar ihlalleri, veri güvenliği ve siber saldırılardan doğan sorumluluklar da bu alan içinde değerlendirilebilir.
Dijital ortamda gerçekleşen bir olay aynı anda birden fazla hukuk alanını ilgilendirebilir. Örneğin bir sosyal medya hesabının ele geçirilmesi bilişim sistemine hukuka aykırı erişim oluşturabilirken, hesaptaki özel yazışmaların yayımlanması özel hayatın gizliliği ve kişisel veriler bakımından ayrı hukuki sonuçlar meydana getirebilir.
Bilişim Suçu Nedir?
Bilişim suçu, genel olarak bilişim sistemlerine, bu sistemlerde bulunan verilere veya dijital araçlar kullanılarak kişilerin mal varlığına ve kişilik haklarına karşı gerçekleştirilen hukuka aykırı eylemleri ifade eder.
Türk Ceza Kanunu’nda bütün bilişim suçlarını kapsayan tek bir tanım bulunmamaktadır. Bu nedenle bilişim suçları çoğunlukla iki grupta incelenir:
| Suç grubu | Açıklama | Örnekler |
|---|---|---|
| Doğrudan bilişim sistemine karşı işlenen suçlar | Bilişim sistemi veya sistemdeki veri doğrudan suçun konusudur. | Sisteme yetkisiz erişim, verilerin değiştirilmesi, sistemin çalışmasının engellenmesi |
| Bilişim sistemi araç olarak kullanılarak işlenen suçlar | İnternet, sosyal medya, mobil uygulama veya başka bir dijital sistem suçun işlenmesinde araç olarak kullanılır. | İnternet dolandırıcılığı, tehdit, şantaj, özel görüntülerin paylaşılması |
Bir olayın bilişim suçu olarak nitelendirilebilmesi için yalnızca internet veya bilgisayar kullanılmış olması yeterli değildir. Eylemin nasıl gerçekleştirildiği, failin yetkisi ve kastı, hangi verilerin etkilendiği, bir zarar veya menfaat meydana gelip gelmediği ve elde edilen deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Bilişim Sistemlerine Karşı İşlenen Suçlar
Türk Ceza Kanunu’nun bilişim alanında suçlar başlıklı bölümünde, bilişim sistemlerine doğrudan yönelen bazı fiiller ayrıca düzenlenmiştir.
Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Girme
Bir bilişim sisteminin tamamına veya bir bölümüne hukuka aykırı biçimde girilmesi ya da sistemde hukuka aykırı olarak kalmaya devam edilmesi, Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesi kapsamında değerlendirilebilir.
E-posta hesabına, sosyal medya profiline, bulut depolama alanına, kurumsal sisteme veya başka bir dijital hesaba sahibinin izni olmadan erişilmesi bu kapsamda gündeme gelebilir. Bununla birlikte her erişim otomatik olarak suç oluşturmaz. Erişim yetkisinin kapsamı, verilen rızanın sınırları ve kişinin sistemde gerçekleştirdiği işlemler ayrıca incelenmelidir.
Sistemi Engelleme, Bozma veya Verileri Değiştirme
Bir bilişim sisteminin işleyişini engellemek veya bozmak; sistemde bulunan verileri yok etmek, değiştirmek, erişilemez hâle getirmek ya da başka bir yere göndermek Türk Ceza Kanunu’nun 244. maddesi kapsamında değerlendirilebilir.
Kurumsal sistemlerin çalışamaz hâle getirilmesi, internet sitelerine zarar verilmesi, verilere yetkisiz müdahalede bulunulması ve bazı fidye yazılımı saldırıları olayın özelliklerine göre bu düzenlemeyle bağlantılı olabilir.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması
Başkasına ait banka veya kredi kartının ya da kart bilgilerinin rıza dışında kullanılması, Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesi kapsamında ceza sorumluluğu doğurabilir.
Fiziksel kartın kullanılması yanında kart numarası, son kullanma tarihi veya doğrulama bilgilerinin internet üzerinden kullanılması da somut olayın koşullarına göre bu kapsamda incelenebilir. Sahte kart oluşturulması veya sahte kartın kullanılması bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Yasak Cihaz veya Programlar
Yalnızca suç işlemek amacıyla hazırlanmış cihaz, program, parola veya güvenlik kodlarının üretilmesi, bulundurulması, nakledilmesi, satılması ya da kullanıma sunulması Türk Ceza Kanunu’nun 245/A maddesi kapsamında değerlendirilebilir.
Bir yazılımın veya teknik aracın meşru kullanım imkânının bulunması hâlinde ise yalnızca araca sahip olunması suçun oluştuğunu göstermeyebilir. Aracın niteliği, kullanım amacı ve somut olayla bağlantısı birlikte incelenmelidir.
Bilişim sistemlerine karşı işlenen suçların hukuki çerçevesi hakkında daha ayrıntılı bilgiye bilişim suçları hakkındaki makalemizden ulaşabilirsiniz.
Bilişim Sistemleri Kullanılarak İşlenen Suçlar
Bazı suçlarda bilişim sistemi doğrudan hedef değil, eylemin gerçekleştirilmesinde kullanılan araçtır. İnternet siteleri, sosyal medya hesapları, mesajlaşma uygulamaları, çevrim içi pazar yerleri ve elektronik ödeme sistemleri bu amaçla kullanılabilir.
Bu kapsamda karşılaşılabilecek başlıca hukuki durumlar şunlardır:
- İnternet veya sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık,
- Sahte yatırım, kripto varlık ve forex platformları,
- Kimlik avı mesajları ve sahte ödeme sayfaları,
- Sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi,
- Tehdit, şantaj ve ısrarlı takip,
- Özel hayatın gizliliğinin ihlali,
- Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya paylaşılması,
- Ticari sırların ve kurumsal verilerin yetkisiz biçimde aktarılması,
- Sahte hesaplar üzerinden yapılan yayınlar,
- Hukuka aykırı içeriklerin internet ortamında yayımlanması.
Tek bir eylem birden fazla suçun unsurlarını taşıyabilir. Örneğin sahte bir banka bağlantısıyla kişinin şifresinin alınması; bilişim sistemine erişim, kişisel verilerin ele geçirilmesi, banka kartlarının kötüye kullanılması veya dolandırıcılık suçları bakımından farklı değerlendirmeler gerektirebilir.
Bilişim Avukatı Hangi Hukuki Konularla İlgilenir?
“Bilişim avukatı”, “bilişim suçu avukatı” ve “bilişim suçları avukatı” ifadeleri, mevzuatta düzenlenmiş ayrı bir avukatlık unvanı veya resmî uzmanlık belgesi anlamına gelmez. Bu ifadeler uygulamada bilişim hukuku, bilişim suçları, dijital deliller, internet yayınları ve kişisel verilerle bağlantılı uyuşmazlıklarla ilgilenen avukatları tanımlamak amacıyla kullanılmaktadır.
Avukatın üstlenebileceği hukuki işlemler kişinin olay içindeki sıfatına göre değişebilir. Mağdur veya şikâyetçi bakımından delillerin belirlenmesi, suç duyurusunun hazırlanması ve soruşturmanın takibi gündeme gelebilir. Şüpheli veya sanık bakımından isnadın ve dijital delillerin incelenmesi, savunma hakkının kullanılması ve teknik raporların değerlendirilmesi gerekebilir.
Şirketler açısından ise veri ihlalleri, çalışanların sistem yetkileri, yazılım ve teknoloji sözleşmeleri, kişisel verilerin korunması ve kurumsal sistemlere yönelik saldırılardan doğan sorumluluklar ele alınabilir.
Bilişim Suçunun Mağduru Olan Kişi Ne Yapmalıdır?
Bir bilişim suçuyla karşılaşıldığında olayın niteliğine göre izlenecek yol değişebilir. Özellikle para transferi, hesap ele geçirme veya devam eden veri sızıntısı gibi durumlarda gecikme, zararın büyümesine ya da bazı delillere ulaşılmasının güçleşmesine neden olabilir.
Genel olarak şu işlemler değerlendirilebilir:
- Devam eden maddi veya teknik zararın sınırlandırılması,
- Banka, ödeme kuruluşu veya ilgili platforma gecikmeden bildirim yapılması,
- Hesap parolalarının güvenli bir cihaz üzerinden değiştirilmesi,
- Çok faktörlü kimlik doğrulamasının etkinleştirilmesi,
- Mesajların, bağlantıların ve işlem bilgilerinin korunması,
- İlgili hesabın kullanıcı adı, profil adresi ve URL bilgilerinin kaydedilmesi,
- Para transferlerine ilişkin dekontların ve işlem numaralarının saklanması,
- Şüpheli hesaplarla iletişime devam edilmemesi ve yeni ödeme yapılmaması,
- Olayın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurulması.
Ekran görüntüleri yararlı olmakla birlikte her durumda tek başına yeterli veya kesin delil kabul edilmeyebilir. Görüntünün hangi hesaptan, hangi tarihte ve hangi internet adresinden alındığını gösteren bilgiler de korunmalıdır. E-posta olaylarında mümkünse ileti başlıklarının, dijital belgelerde ise özgün dosyaların saklanması önem taşır.
Delil elde etmek amacıyla başka bir kişinin hesabına izinsiz girmek, parola ele geçirmek veya hukuka aykırı yazılım kullanmak yeni bir hukuki soruna neden olabilir. Bu nedenle delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesi gerekir.
Şüpheli veya Sanık Bakımından Bilişim Suçları
Bilişim suçlarına ilişkin soruşturmalar yalnızca şikâyetçinin anlatımına değil; banka hareketleri, IP kayıtları, cihaz incelemeleri, hesap oturumları, elektronik yazışmalar, platform kayıtları ve bilirkişi değerlendirmeleri gibi farklı verilere dayanabilir.
Bir IP adresinin belirli bir internet bağlantısıyla ilişkilendirilmesi, her durumda eylemi gerçekleştiren kişinin tek başına tespit edildiği anlamına gelmez. Bağlantının kimler tarafından kullanılabildiği, cihaz kayıtları, oturum bilgileri, işlem saatleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Hakkında soruşturma yürütüldüğünü öğrenen kişinin dijital verileri silmesi, cihazı sıfırlaması, kayıtları değiştirmesi veya uzaktan silme işlemi yapması delillerin değerlendirilmesini olumsuz etkileyebilir. Cihazın ve mevcut kayıtların korunması; isnadın, dosyadaki delillerin ve teknik raporların birlikte incelenmesi önemlidir.
Şüpheli ve sanığın müdafi yardımından yararlanma, isnadı öğrenme, susma ve lehine olan delillerin toplanmasını isteme gibi ceza muhakemesinden doğan hakları bulunmaktadır. Bu hakların kapsamı soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu aşamaya göre değerlendirilmelidir.
Dijital Delil Nedir ve Nasıl Korunmalıdır?
Dijital delil; elektronik cihazlarda, bilişim sistemlerinde veya çevrim içi hizmetlerde bulunan ve bir hukuki olayın açıklığa kavuşturulmasına katkı sağlayabilecek her türlü elektronik veridir.
Başlıca dijital deliller şunlar olabilir:
- Elektronik postalar ve e-posta başlık bilgileri,
- Mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar,
- Sosyal medya paylaşımları ve profil bilgileri,
- İnternet sitesi adresleri ve sayfa kayıtları,
- Banka transferleri ve ödeme kayıtları,
- IP ve oturum kayıtları,
- Sistem ve erişim logları,
- Fotoğraf, video ve ses dosyaları,
- Mobil telefon ve bilgisayar incelemeleri,
- Sunucu, bulut hizmeti ve platform kayıtları,
- Kripto varlık transfer bilgileri ve cüzdan adresleri.
Dijital veriler kolaylıkla değiştirilebilir, silinebilir veya bağlamından koparılabilir. Bu nedenle verinin yalnızca içeriği değil; kaynağı, bütünlüğü, elde edilme yöntemi ve olayla bağlantısı da önem taşır.
Ceza soruşturmalarında bilgisayar, bilgisayar programı ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesindeki şartlara tabidir. Dijital incelemelerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, kopyaların bütünlüğü ve teknik raporların dayanakları somut dosya üzerinden incelenmelidir.
İnternet Dolandırıcılığı ve Sahte Yatırım Platformları
İnternet dolandırıcılığı; sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları, e-ticaret siteleri, sahte banka sayfaları veya yatırım platformları üzerinden gerçekleştirilebilir.
Uygulamada karşılaşılan yöntemlerden bazıları şunlardır:
- Gerçek bir bankayı veya kurumu taklit eden bağlantılar,
- Yüksek ve garantili kazanç vaadi içeren yatırım teklifleri,
- Sahte forex veya kripto varlık platformları,
- Sosyal medya üzerinden gönderilen yatırım grubu davetleri,
- E-ticaret ve ikinci el satış dolandırıcılığı,
- Sahte kargo, ceza veya borç bildirimleri,
- Şirket çalışanlarını hedef alan sahte ödeme talimatları,
- Başkasının hesabı ele geçirilerek yakınlarından para istenmesi,
- Hesaptaki paranın çekilebilmesi için vergi veya komisyon adı altında yeni ödeme talep edilmesi.
Para transferi yapılmışsa banka veya ödeme kuruluşuna gecikmeden bildirimde bulunulması önemlidir. İşlem dekontları, alıcı hesap bilgileri, mesajlar, telefon numaraları, internet adresleri ve varsa kripto varlık cüzdan bilgileri korunmalıdır.
Ceza soruşturmasının başlatılması, ödenen paranın mutlaka geri alınacağı anlamına gelmez. Failin ve para hareketlerinin tespit edilmesi, hesaplarda mevcut para bulunması ve diğer hukuki koşullar sonuca etki edebilir.
İnternet üzerinden gerçekleştirilen hileli işlemlerin ceza hukuku bakımından değerlendirilmesi hakkında dolandırıcılık suçu ve nitelikli hâlleri başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Banka Hesapları ve Hesap Kullandırma
Banka hesabının, banka kartının, elektronik ödeme hesabının veya kripto varlık hesabının başka kişilerin kullanımına verilmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Bir hesabın suçtan elde edilen paranın aktarılmasında kullanılması hâlinde hesap sahibinin bilgisi, kastı, para hareketleri üzerindeki hâkimiyeti ve olaydan elde ettiği menfaat araştırılabilir.
Yalnızca paranın belirli bir hesaba gönderilmiş olması, hesap sahibinin her durumda suça iştirak ettiğini tek başına göstermeyebilir. Bununla birlikte hesabın hangi amaçla kullandırıldığı, şifre ve kart bilgilerinin kime verildiği, gelen paranın nasıl çekildiği ve taraflar arasındaki iletişim birlikte değerlendirilir.
Hesabının bilgisi dışında kullanıldığını ileri süren kişinin erişim kayıtlarını, banka bildirimlerini ve konuyla ilgili yazışmaları koruması önemlidir.
Sosyal Medya, Özel Görüntüler ve Kişisel Veriler
Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen eylemler; özel hayatın gizliliği, kişisel veriler, tehdit, şantaj, hakaret ve ısrarlı takip bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Bir fotoğrafın veya videonun çekilmesine rıza gösterilmiş olması, bu içeriğin yayımlanmasına veya başkalarına gönderilmesine de rıza gösterildiği anlamına gelmez. Özel nitelikteki görüntülerin kişinin izni dışında paylaşılması, olayın özelliklerine göre özel hayatın gizliliğinin ihlali veya kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi ya da ele geçirilmesi kapsamında değerlendirilebilir.
Görüntünün tehdit veya baskı amacıyla kullanılması hâlinde şantaj gibi başka suçlar da gündeme gelebilir. Sahte hesap açılması, kişinin fotoğraflarının kullanılması veya yapay zekâ yoluyla gerçeğe benzer içerik üretilmesi de içeriğin niteliğine ve kullanım amacına göre birden fazla hukuki değerlendirme gerektirebilir.
Bu konuda ayrıntılı bilgi için özel fotoğraf ve görüntülerin izinsiz paylaşılması başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
İnternet İçeriklerinin Kaldırılması Mümkün müdür?
İnternet ortamında yayımlanan hukuka aykırı bir içerik bakımından izlenebilecek yol, içeriğin niteliğine ve ihlal edilen hakka göre değişir. Ceza soruşturması başlatılması, içeriğin internetten kendiliğinden kaldırılmasını sağlamaz. İçeriğin kaldırılması veya erişimin engellenmesi için ayrıca ilgili hukuki mekanizmalara başvurulması gerekebilir.
Başvuru yolları olayın özelliklerine göre şunları içerebilir:
- İçeriğin yayımlandığı platforma bildirim yapılması,
- İçerik veya yer sağlayıcıya başvurulması,
- 5651 sayılı Kanun kapsamındaki yolların değerlendirilmesi,
- Kişilik haklarının korunmasına ilişkin medeni hukuk hükümlerine başvurulması,
- Kişisel verilerin korunmasına ilişkin mekanizmaların kullanılması,
- Suç oluşturan içerik bakımından adli makamlara başvurulması.
Başvuru yapılmadan önce içeriğin internet adresinin, yayın tarihinin, hesabın kullanıcı adının ve içeriğin bağlamının kayıt altına alınması önemlidir. İçerik kaldırıldıktan sonra delile ulaşmak güçleşebilir.
Israrlı Takip, Tehdit ve Şantaj
Israrlı biçimde mesaj gönderilmesi, farklı hesaplardan iletişim kurulması, kişinin fiziksel veya dijital ortamda takip edilmesi ve üçüncü kişiler üzerinden irtibat kurulmaya çalışılması olayın özelliklerine göre ısrarlı takip suçunu oluşturabilir.
Tehdit veya şantaj içeren mesajların silinmemesi; hesap bilgileri, telefon numaraları, tarihler ve mesajların bütünüyle birlikte korunması gerekir. Yalnızca tek bir mesaj değil, davranışların sıklığı ve sürekliliği de hukuki nitelendirme bakımından önem taşıyabilir.
Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar için ısrarlı takip suçu başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Şirketler Bakımından Bilişim Hukuku ve Veri İhlalleri
Şirketlerin karşılaştığı bilişim hukuku sorunları yalnızca dışarıdan gerçekleştirilen siber saldırılardan ibaret değildir. Çalışan yetkilerinin sınırlandırılmaması, kişisel verilerin hatalı kişilere gönderilmesi, eski çalışanların sistem erişimlerinin kapatılmaması veya hizmet sağlayıcıların güvenlik yükümlülüklerinin belirlenmemesi de hukuki sorumluluk doğurabilir.
Şirketler bakımından şu konular gündeme gelebilir:
- Kişisel veri ihlalleri,
- Siber saldırılar ve yetkisiz erişim,
- Çalışanların sistem ve e-posta kullanımı,
- Ticari sırların korunması,
- Yazılım geliştirme ve lisans sözleşmeleri,
- Bulut hizmeti ve veri işleme sözleşmeleri,
- Elektronik ticaret ve uzaktan satış işlemleri,
- İnternet sitesi ve mobil uygulama metinleri,
- Dijital hizmet sağlayıcılarının sorumluluğu,
- Veri sorumlusu ve veri işleyen arasındaki ilişkiler.
Bir kişisel veri ihlali tespit edildiğinde olayın teknik olarak sınırlandırılması, etkilenen veri ve kişi gruplarının belirlenmesi, erişim kayıtlarının korunması ve veri sorumlusunun bildirim yükümlülüklerinin değerlendirilmesi gerekir.
Her siber güvenlik olayı kişisel veri ihlali niteliği taşımayabilir. Buna karşılık saldırının başarısız olması da bütün hukuki ve teknik yükümlülüklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Değerlendirme; erişilen veriler, alınan güvenlik tedbirleri, riskin kapsamı ve veri sorumlusunun yükümlülükleri dikkate alınarak yapılmalıdır.
Bilişim Hukuku Süreci Nasıl İlerler?
Bilişim hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tek ve değişmez bir süreç bulunmamaktadır. Bununla birlikte değerlendirme çoğunlukla şu aşamalardan oluşur:
1. Olayın Hukuki Niteliğinin Belirlenmesi
Öncelikle eylemin suç, kişilik hakkı ihlali, kişisel veri ihlali, sözleşmeye aykırılık veya birden fazla hukuki sorunun birleşimi olup olmadığı değerlendirilir.
2. Dijital Verilerin Korunması
Mevcut elektronik veriler, internet adresleri, mesajlar, banka kayıtları, sistem logları ve cihazlar mümkün olduğunca özgün hâlleriyle korunur.
3. Acil İşlemlerin Değerlendirilmesi
Devam eden para transferinin durdurulması, hesabın güvenli hâle getirilmesi, içeriğin yayılmasının sınırlandırılması veya kurumsal sistemdeki ihlalin giderilmesi gibi işlemler olayın niteliğine göre öncelik kazanabilir.
4. Adli veya İdari Başvuru
Suç şüphesi bulunması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk birimlerine başvuru yapılabilir. Kişisel veri ihlalleri, internet yayınları veya sözleşmesel uyuşmazlıklar bakımından farklı idari ve hukuki yolların da değerlendirilmesi gerekebilir.
5. Teknik ve Hukuki İnceleme
Platform kayıtları, banka hareketleri, IP ve oturum bilgileri, cihaz incelemeleri ve bilirkişi raporları dosyanın niteliğine göre değerlendirilir.
6. Soruşturma, Kovuşturma ve Diğer Davalar
Ceza soruşturmasının yanında tazminat, kişilik haklarının korunması, içerik kaldırma, sözleşmeden doğan talepler veya kişisel verilerin korunmasına ilişkin süreçler de gündeme gelebilir.
Başvuru ve şikâyet süreleri her hukuki konu bakımından aynı değildir. Bu nedenle somut olayın gecikmeden değerlendirilmesi, özellikle değiştirilebilen veya silinebilen dijital veriler bakımından önem taşır.
Bilişim Hukuku Kapsamında Ele Alınan Başlıca Konular
Bilişim hukuku kapsamındaki hukuki faaliyetler somut olayın özelliklerine göre şunları içerebilir:
- Bilişim suçlarına ilişkin suç duyurularının hazırlanması ve takibi,
- Şüpheli veya sanık müdafiliği,
- Dijital delillerin ve bilirkişi raporlarının hukuki açıdan incelenmesi,
- Sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirilen eylemlerin değerlendirilmesi,
- İnternet dolandırıcılığı ve yetkisiz banka işlemlerinin incelenmesi,
- Özel görüntülerin veya kişisel verilerin izinsiz paylaşılmasına ilişkin başvurular,
- İnternet içeriklerinin kaldırılması ve erişimin engellenmesine ilişkin yolların değerlendirilmesi,
- Kişisel veri ihlalleri ve veri sorumlularının yükümlülükleri,
- Yazılım, lisans, elektronik ticaret ve teknoloji sözleşmeleri,
- Şirketlerin sistem kullanımı ve veri güvenliği süreçlerinin hukuki açıdan incelenmesi.
Ceza soruşturmasıyla bağlantılı temel kavramlar ve savunma hakları hakkında ceza hukuku faaliyet alanı sayfamızdan bilgi edinebilirsiniz.
Bilişim Hukuku Hakkında Sık Sorulan Sorular
Bilişim suçu nereye şikâyet edilir?
Suç oluşturduğu düşünülen eylemler bakımından Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurulabilir. Para transferi, hesap ele geçirme ya da devam eden saldırı söz konusuysa ilgili banka veya platforma da gecikmeden bildirim yapılması gerekebilir.
Ekran görüntüsü delil olarak kullanılabilir mi?
Ekran görüntüleri delil niteliği taşıyabilir; ancak her durumda tek başına yeterli veya kesin delil sayılmaz. Görüntünün kaynağı, internet adresi, tarih ve saat bilgisi, bütünlüğü ve diğer delillerle uyumu da değerlendirilir.
Sahte hesabın sahibi bilinmiyorsa başvuru yapılabilir mi?
Failin başlangıçta bilinmemesi başvuru yapılmasına engel değildir. Hesap bilgileri, kullanıcı adı, profil adresi, paylaşım bağlantıları ve iletişim kayıtları mümkün olduğunca ayrıntılı biçimde korunmalıdır. Failin belirlenip belirlenemeyeceği elde edilebilecek teknik ve hukuki verilere bağlıdır.
IP adresi suçun kim tarafından işlendiğini kesin olarak gösterir mi?
IP adresi belirli bir bağlantıyla ilişki kurulmasını sağlayabilir; ancak bağlantıyı fiilen kullanan kişinin kim olduğunu her durumda tek başına göstermez. Cihaz kayıtları, oturum bilgileri, erişim yetkisi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Silinen mesajlar delil olarak kullanılabilir mi?
Silinen verilerin geri getirilebilmesi kullanılan cihazın, uygulamanın, yedekleme sisteminin ve hizmet sağlayıcının kayıt politikasına bağlıdır. Her silinen mesajın geri getirilebileceği veya hiçbir şekilde elde edilemeyeceği yönünde genel bir kabul bulunmamaktadır.
Sosyal medya hesabının ele geçirilmesi suç mudur?
Bir sosyal medya hesabına sahibinin izni olmadan girilmesi bilişim sistemine hukuka aykırı erişim kapsamında değerlendirilebilir. Hesaptaki mesajların okunması, verilerin değiştirilmesi veya içeriklerin paylaşılması hâlinde başka suçlar da gündeme gelebilir.
Şikâyet yapılınca internet içeriği kendiliğinden kaldırılır mı?
Hayır. Ceza şikâyeti ile içeriğin kaldırılması veya erişimin engellenmesi farklı süreçlerdir. İçeriğin niteliğine göre platform başvurusu, 5651 sayılı Kanun, kişilik hakları veya kişisel verilerin korunmasına ilişkin yollar ayrıca değerlendirilmelidir.
Banka hesabımı bir başkasına kullandırmam suç oluşturur mu?
Bu durum hesabın hangi amaçla kullandırıldığına, hesap sahibinin bilgisine, para hareketlerine ve diğer delillere göre değerlendirilir. Hesabın suçtan elde edilen paranın aktarılmasında kullanılması ceza soruşturmasına konu olabilir.
Bilişim suçlarında avukatla temsil zorunlu mudur?
Her bilişim uyuşmazlığında avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte olayın birden fazla suç veya hukuk alanıyla bağlantılı olması, dijital delillerin teknik niteliği ve bazı işlemlerin süreye tabi bulunması nedeniyle hukuki değerlendirmeye ihtiyaç duyulabilir. Zorunlu müdafilik gereken hâller ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ayrıca düzenlenmiştir.
Bilişim hukuku yalnızca ceza davalarından mı oluşur?
Hayır. Bilişim hukuku; ceza davalarının yanı sıra kişisel verilerin korunması, internet yayınları, elektronik ticaret, yazılım sözleşmeleri, tazminat talepleri ve şirketlerin veri güvenliği yükümlülükleri gibi konuları da kapsar.
İlgili Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
Bilişim hukukuyla bağlantılı başlıca düzenlemeler şunlardır:
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu
Sonuç
Bilişim hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, olayın yalnızca dijital ortamda gerçekleşmiş olması üzerinden değerlendirilemez. Eylemin niteliği, tarafların sıfatı, erişim yetkileri, dijital verilerin elde edilme biçimi, meydana gelen zarar ve uygulanabilecek farklı hukuk yolları birlikte incelenmelidir.
Dijital delillerin değiştirilebilir veya silinebilir olması nedeniyle mevcut kayıtların hukuka uygun biçimde ve gecikmeden korunması önem taşır. Ceza soruşturması, kişisel verilerin korunması, internet içeriğinin kaldırılması ve özel hukuk talepleri birbirinden farklı süreçler olduğundan somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu sayfadaki açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır; hukuki görüş veya sonuç garantisi niteliğinde değildir. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.