Aslan & Duran Hukuk Bürosu

Hizmet Tespit Davası: Şartları, Süresi ve İspat

Hizmet tespit davası nedir, arabuluculuk zorunlu mu ve 5 yıllık süre nasıl hesaplanır? Görevli mahkeme, deliller, bordro tanıkları ve dava sonuçları.
hizmet tespit davası şartları süresi ve ispatı

Hizmet Tespit Davası

Hizmet Tespit Davası 1024 576 Şerife Duran

Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırılan kişilerin fiilî çalışma sürelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına geçirilmesi amacıyla açılan davadır. Bu dava sonucunda çalışma süresi, prim ödeme gün sayısı, sigortalılık başlangıcı ve somut olayın özelliklerine göre prime esas kazanç gibi hususlar tespit edilebilir.

Hizmet tespit davaları, yalnızca işçi ve işveren arasındaki özel hukuk ilişkisini değil, kişinin sosyal güvenlik ve emeklilik haklarını da ilgilendirir. Bu nedenle mahkeme, tarafların sunduğu delillerle sınırlı kalmadan çalışma olgusunu araştırabilir. İş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarına ilişkin genel açıklamalara iş hukuku avukatı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Kısa cevap: Çalışmaları SGK’ye hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen kişiler, şartları bulunuyorsa işverene karşı hizmet tespit davası açabilir. Hiçbir bildirimin bulunmadığı durumlarda dava kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir. İşe giriş bildirgesi veya çalışmayı gösteren başka bir Kurum kaydının bulunması halinde ise sürenin uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

İçindekiler

Hizmet Tespit Davası Nedir?

Hizmet tespit davası; bir işverene bağlı olarak fiilen çalışmasına rağmen çalışması Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmeyen veya çalışma günleri eksik bildirilen kişinin, bu çalışmalarının mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlayan dava türüdür.

Davanın temel yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar 1https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5510&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5  ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesidir. Düzenlemeye göre aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen ve çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, kanunda belirtilen şartlarla iş mahkemesine başvurabilir.

Hizmet tespit davasının konusu yalnızca sigortasız çalışmanın belirlenmesinden ibaret değildir. Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki konular da dava kapsamında gündeme gelebilir:

  • SGK’ye hiç bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti,
  • Eksik bildirilen prim günlerinin belirlenmesi,
  • Gerçek sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti,
  • Başka bir kişi adına bildirilen hizmetlerin gerçek hak sahibine aktarılması,
  • Yanlış işyeri üzerinden yapılan bildirimlerin düzeltilmesi,
  • İşe giriş bildirgesindeki kimlik ve sicil bilgilerinin düzeltilmesi,
  • Çalışmanın geçtiği gerçek işyerinin belirlenmesi,
  • Prime esas kazancın tespiti.

Hizmet tespit davası bir işçilik alacağı davası değildir. Davanın doğrudan amacı ücret, kıdem tazminatı veya fazla çalışma alacağının tahsil edilmesi değil, sigortalı çalışma süresinin belirlenmesidir. Bununla birlikte aynı çalışma döneminden kaynaklanan işçilik alacakları da bulunabilir. Taleplerin birlikte ileri sürülüp sürülemeyeceği ve davaların ayrılmasının gerekip gerekmediği, yargılama usulleri arasındaki farklılık dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Hizmet Tespit Davasının Şartları Nelerdir?

Hizmet tespit davasının kabul edilebilmesi için öncelikle gerçek ve fiilî bir çalışmanın bulunması gerekir. Taraflar arasında yalnızca kâğıt üzerinde bir hizmet sözleşmesi düzenlenmesi veya işe giriş bildirgesi verilmesi, fiilî çalışma bulunmadığı takdirde sigortalılığın tespiti için yeterli değildir.

Hizmet tespit davasında genel olarak şu şartlar aranır:

  1. Hizmet sözleşmesine dayalı çalışma bulunmalıdır.
    Davacı, işverene bağımlı olarak ve ücret karşılığında çalışmış olmalıdır. Eser, vekâlet veya bağımsız çalışma ilişkileri hizmet tespit davasının kapsamında değerlendirilmez.
  2. Çalışma fiilen gerçekleştirilmiş olmalıdır.
    İşçinin hangi işte, hangi tarihler arasında ve ne şekilde çalıştığı ortaya konulmalıdır.
  3. Çalışma SGK’ye hiç bildirilmemiş veya eksik bildirilmiş olmalıdır.
    İşçinin tamamen sigortasız çalıştırılması yanında bazı ayların, günlerin veya kazançların eksik bildirilmesi de uyuşmazlığa konu olabilir.
  4. Çalışma Kurum tarafından daha önce tespit edilmemiş olmalıdır.
    SGK denetimi veya başka bir resmî işlem sonucunda çalışma zaten kayıt altına alınmışsa aynı dönem yönünden ayrıca hizmet tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmayabilir.
  5. Dava hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.
    Beş yıllık sürenin uygulandığı bir durum varsa davanın bu süre dolmadan açılması gerekir. İşveren tarafından Kuruma bildirim yapılmış olması veya Kurumun çalışmadan haberdar olması, sürenin uygulanmasını etkileyebilir.
  6. Çalışma uygun delillerle ispatlanmalıdır.
    Bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, banka hareketleri, ücret kayıtları, işyeri belgeleri, yazışmalar ve diğer kayıtlar çalışma olgusunun ispatında kullanılabilir.

Hizmet tespit davaları sosyal güvenlik hakkını ilgilendirdiği için kamu düzenine ilişkin kabul edilir. Bu nedenle işverenin davayı kabul etmesi tek başına çalışmanın tespiti için yeterli değildir. Mahkeme, fiilî çalışmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak ve delilleri birlikte değerlendirmekle yükümlüdür.

Hizmet Tespit Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Hizmet tespit davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmez. Çünkü bu dava, işçi alacağı veya tazminat talebinden farklı olarak sigortalı çalışma sürelerinin belirlenmesine yöneliktir ve kamu düzenini ilgilendirir.

Tarafların arabuluculuk görüşmesinde belirli bir çalışma süresi üzerinde anlaşması, bu sürenin doğrudan SGK kayıtlarına geçirilmesini sağlamaz. İşverenin çalışmayı kabul etmesi de tek başına yeterli değildir. Sigortalı çalışmanın varlığı ve süresi, mahkeme tarafından yapılacak araştırma ve toplanacak deliller sonucunda belirlenir.

Bununla birlikte hizmet tespiti talebinin yanında ücret, fazla çalışma, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları da talep edilecekse bu alacaklar yönünden zorunlu arabuluculuk şartı ayrıca yerine getirilmelidir. Hizmet tespiti ile işçilik alacaklarının tabi olduğu yargılama ve araştırma usulleri farklı olduğundan, birlikte açılan davaların ayrılması da gündeme gelebilir.

Hizmet Tespit Davası Açmadan Önce SGK’ye Başvurmak Zorunlu mu?

Hizmet sözleşmesine bağlı çalışmadan kaynaklanan zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti için dava açmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması zorunlu değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, bu nitelikteki hizmet tespiti taleplerini SGK’ye ön başvuru şartından istisna tutmuştur.

Bununla birlikte dava açılmadan önce e-Devlet ve SGK kayıtlarının incelenmesi, hizmet dökümünün alınması ve eksik ya da bildirilmeyen dönemlerin belirlenmesi önemlidir. Kuruma yapılacak bildirim veya şikâyet sonucunda denetim başlatılması ve çalışma sürelerinin idari yoldan tespit edilmesi de mümkün olabilir. Ancak Kuruma şikâyette bulunulması, beş yıllık hak düşürücü sürenin kendiliğinden durduğu veya kesildiği anlamına gelmez.

Her sosyal güvenlik uyuşmazlığı hizmet tespit davası niteliğinde değildir. SGK tarafından verilen bir kararın iptali, emeklilik aylığı bağlanması, sigorta başlangıç tarihinin düzeltilmesi veya Kurum işleminin değiştirilmesi isteniyorsa dava açmadan önce SGK’ye başvuru zorunluluğu gündeme gelebilir. Bu nedenle öncelikle talebin hizmet tespiti mi yoksa bir Kurum işlemine karşı itiraz mı olduğu belirlenmelidir.

Hizmet Tespit Davasını Kimler Açabilir?

Hizmet tespit davası, çalışmaları SGK’ye hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen sigortalı tarafından açılabilir. Sigortalının hayatını kaybetmesi hâlinde, sosyal güvenlik hakları bu tespitten etkilenecek olan hak sahipleri de şartları bulunuyorsa hizmet tespit davası açabilir.

Hak sahipleri tarafından açılan davalarda sigortalının çalıştığı dönem, ölüm tarihi, mevcut SGK kayıtları ve hak düşürücü süre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Sigortalının ölümü, her durumda geçmiş çalışma dönemleri yönünden yeni ve sınırsız bir dava açma süresi başlatmaz.

Hizmet tespit davasında davalı, çalışmanın geçtiği işyerinin işverenidir. İşyerinin devredilmesi, işverenin tüzel kişi olması, alt işverenlik ilişkisinin bulunması veya işveren şirketin sona ermiş olması durumunda davanın kime yöneltileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Hizmet Tespit Davasında SGK Davalı mıdır?

Hizmet tespit davası işverene karşı açılır. Sosyal Güvenlik Kurumu kural olarak davalı olarak gösterilmez; mahkeme tarafından dava SGK’ye resen ihbar edilir.

SGK, ihbar üzerine davaya işveren yanında fer’î müdahil olarak katılabilir. Kurum, yanında katıldığı taraf kanun yoluna başvurmasa bile verilen karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Kesinleşen mahkeme kararında tespit edilen hizmet süreleri ve prime esas kazançlar, kararın kapsamına göre SGK tarafından kayıtlara işlenir.

SGK’nin davaya katılması, yalnızca taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözülmesi bakımından değil, gerçeğe aykırı sigortalılık kayıtlarının oluşturulmasının önlenmesi açısından da önemlidir. Bu nedenle mahkeme, işverenin davayı kabul etmesiyle yetinmez ve fiilî çalışmayı gösteren delilleri araştırır.

Hizmet Tespit Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Ayrı bir iş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde dava, iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Bir yerde birden fazla iş mahkemesi bulunması hâlinde dosya, adliyenin iş bölümü çerçevesinde sosyal güvenlik uyuşmazlıklarına bakmakla görevlendirilen iş mahkemesine tevzi edilebilir.

Hizmet Tespit Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

Hizmet tespit davası;

  • Davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde veya
  • İşçinin çalıştığı işyerinin bulunduğu yerde

açılabilir.

Birden fazla işveren veya işyeri bulunması, işyerinin devredilmesi ya da asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olması hâlinde yetkili mahkeme ayrıca değerlendirilmelidir. İş mahkemelerinin yetkisine ilişkin kanuni düzenlemelere aykırı olarak yapılan yetki sözleşmeleri geçerli değildir.

Hizmet Tespit Davasında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Hizmet tespit davaları bakımından uygulamada sıklıkla “zamanaşımı” ifadesi kullanılsa da 5510 sayılı Kanun’da düzenlenen beş yıllık süre, hukuki niteliği itibarıyla zamanaşımı değil hak düşürücü süredir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesine göre, aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen ve çalışmaları Kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak ispatlayabilir.

Hak düşürücü sürenin zamanaşımından önemli bir farkı bulunmaktadır. Zamanaşımının tarafça ileri sürülmesi gerekirken hak düşürücü süre, taraflar ileri sürmese bile mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Hak düşürücü süre kural olarak zamanaşımında olduğu gibi kesilmez veya durmaz.

Bu nedenle dava açmadan önce yalnızca işten ayrılma tarihi değil; işe giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığı, çalışma dönemlerinden herhangi birinin SGK’ye bildirilip bildirilmediği, çalışmanın kesintisiz devam edip etmediği ve Kurumun çalışmadan daha önce haberdar olup olmadığı birlikte incelenmelidir.

Hizmet Tespit Davasında 5 Yıllık Süre Nasıl Hesaplanır?

Beş yıllık hak düşürücü süre, kural olarak tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanır.

Örneğin, işçinin SGK’ye hiç bildirilmeden çalıştığı dönem 2019 yılı içinde sona ermişse süre 31 Aralık 2019 tarihinden itibaren işlemeye başlar ve kural olarak 31 Aralık 2024 tarihinde sona erer.

Ancak çalışmanın birden fazla yıla yayılması, kesintisiz devam etmesi, çalışmanın bir bölümünün SGK’ye bildirilmesi veya işe giriş bildirgesinin verilmiş olması hâlinde hesaplama bu kadar basit olmayabilir. Özellikle başlangıçtaki bir çalışma dönemi bildirilmemiş ancak sonraki dönem SGK’ye bildirilmişse, bildirilmeyen ve bildirilen çalışmalar arasında kesintisiz bir çalışma ilişkisinin bulunup bulunmadığı araştırılır.

Örneğin işçi 2017 yılında fiilen çalışmaya başlamış, sigorta bildirimi 2019 yılında yapılmış ve çalışma 2021 yılına kadar kesintisiz devam etmişse; bildirilmeyen 2017-2019 döneminin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı değerlendirilirken yalnızca ilk bildirimin yapıldığı tarih değil, kesintisiz çalışmanın sona erdiği tarih ve SGK’ye verilen belgeler de dikkate alınır.

Bu nedenle beş yıllık sürenin başlangıcı, yalnızca takvim üzerinden yapılacak genel bir hesaplamayla belirlenmemelidir. SGK hizmet dökümü, işe giriş bildirgesi, işten ayrılış bildirgesi, aylık prim belgeleri ve çalışma düzeni birlikte incelenmelidir.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Uygulanmadığı Durumlar

Beş yıllık hak düşürücü süre, özellikle işçinin çalışmasının SGK’ye hiç bildirilmediği ve Kurum tarafından da tespit edilemediği durumlar için öngörülmüştür.

Aşağıdaki hâller, hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı bakımından önem taşıyabilir:

  • Sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olması,
  • Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi düzenlenmiş olması,
  • Çalışmanın bir bölümünün SGK’ye bildirilmiş olması,
  • SGK müfettişi veya denetmeni tarafından çalışma olgusunun tespit edilmiş olması,
  • İşveren tarafından Kuruma verilen ve çalışmayı gösteren resmî bir belgenin bulunması,
  • Bildirilmeyen dönem ile bildirilen dönem arasında kesintisiz çalışma ilişkisinin bulunması.

İşe giriş bildirgesinin veya başka bir bildirimin bulunması, her durumda ve bütün çalışma dönemleri yönünden süresiz olarak dava açılabileceği anlamına gelmez. Bildirimin hangi işyerine, hangi tarihe ve hangi çalışma dönemine ilişkin olduğu değerlendirilmelidir.

Özellikle farklı işyerlerinde, farklı işverenler yanında veya kesintili biçimde gerçekleştirilen çalışmalar bakımından her çalışma dönemi ayrı ayrı incelenebilir. Bir döneme ilişkin SGK kaydı, başka bir dönemdeki tamamen bağımsız ve bildirimsiz çalışmayı kendiliğinden hak düşürücü sürenin dışına çıkarmaz.

SGK’ye Şikâyet Beş Yıllık Süreyi Durdurur mu?

Sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırıldığını ileri süren kişi, Sosyal Güvenlik Kurumuna şikâyette bulunabilir. Kurum tarafından yapılacak denetim sonucunda çalışma olgusunun tespit edilmesi mümkün olabilir.

Ancak SGK’ye şikâyette bulunulması, beş yıllık hak düşürücü süreyi kendiliğinden durdurmaz veya kesmez. Kurum nezdindeki inceleme devam ederken dava açma süresinin sona ermesi ihtimali bulunduğundan, hak düşürücü sürenin ayrıca hesaplanması gerekir.

Aynı şekilde işverenle yapılan görüşmeler, işverenin çalışmayı sözlü olarak kabul etmesi veya işçinin belgeleri toplamaya devam etmesi de hak düşürücü süreyi kendiliğinden uzatmaz.

İşverenin Kabulü Hak Düşürücü Süreyi Ortadan Kaldırır mı?

Hizmet tespit davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin “işçi bu dönemde yanımda çalıştı” şeklindeki kabulü tek başına yeterli değildir. Mahkeme hem çalışma olgusunu hem de davanın süresinde açılıp açılmadığını kendiliğinden araştırır.

İşverenin kabulü, beş yıllık hak düşürücü süreyi yeniden başlatmaz ve sona ermiş bir dava açma hakkını kendiliğinden canlandırmaz. Bununla birlikte işveren tarafından çalışma döneminde SGK’ye verilmiş resmî belgeler bulunuyorsa bu belgelerin hak düşürücü süreye etkisi ayrıca değerlendirilir.

1999 Öncesi Hizmet Tespit Davasında Zamanaşımı

1999 öncesinde gerçekleştiği ileri sürülen bir çalışmanın eski tarihli olması, bu çalışmanın bugün hiçbir şekilde tespit edilemeyeceği veya her durumda tespit edilebileceği anlamına gelmez.

Bu tür uyuşmazlıklarda özellikle şu hususlar araştırılır:

  • İşe giriş bildirgesinin SGK’ye verilip verilmediği,
  • Bildirgede yer alan çalışmanın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği,
  • İşveren tarafından başka prim belgesi düzenlenip düzenlenmediği,
  • Çalışmanın Kurum kayıtlarına neden işlenmediği,
  • İşyerinin ilgili tarihte faal olup olmadığı,
  • Dönem bordrolarında kayıtlı çalışanların bulunup bulunmadığı,
  • Beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı.

İşe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen prim günü görünmeyen veya 8 Eylül 1999 öncesindeki bir günlük çalışmanın sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini isteyen kişiler bakımından farklı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekebilir.

1999 öncesi çalışma, bir günlük sigorta başlangıcı ve bu konudaki Yargıtay kararları hakkında ayrıntılı bilgi için 1 günlük hizmet tespit davası ve emsal kararlar başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Hizmet tespit davası sonucunda 1999 öncesindeki bir çalışmanın kabul edilmesi, kişinin doğrudan emekli olacağı anlamına gelmez. Tespit edilen sigorta başlangıcının ve prim günlerinin kişinin tabi olduğu emeklilik şartları üzerindeki etkisi, SGK kayıtları ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Hizmet Tespit Davasında Sigortasız Çalışma Nasıl İspatlanır?

Hizmet tespit davasında taraflar arasında yalnızca bir hizmet sözleşmesinin bulunması yeterli değildir. İşçinin işyerinde fiilen çalıştığının, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerinin ve çalışma ilişkisinin sürekliliğinin ortaya konulması gerekir.

Fiilî çalışma olgusu kural olarak her türlü delille ispatlanabilir. Ancak hizmet tespit davalarının kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle mahkeme, delilleri özel bir dikkatle değerlendirir ve çalışma olgusunun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesini arar.

Davacının işyerinde çalıştığını gösteren başlıca deliller şunlardır:

  • Sigortalı işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri,
  • SGK hizmet dökümü ve işyeri sicil dosyası,
  • Aylık prim ve hizmet belgeleri,
  • Muhtasar ve prim hizmet beyannameleri,
  • Ücret bordroları ve ücret hesap pusulaları,
  • Banka hesap hareketleri ve ücret ödemeleri,
  • Puantaj ve vardiya çizelgeleri,
  • Personel özlük dosyası,
  • İş sözleşmesi ve görevlendirme belgeleri,
  • Yıllık izin kayıtları,
  • İşyeri giriş-çıkış ve kart kayıtları,
  • Kurumsal e-posta ve işyeri yazışmaları,
  • İşveren tarafından verilen görev talimatları,
  • Teslim tutanakları, sevk belgeleri ve irsaliyeler,
  • Mesleki oda, vergi dairesi ve belediye kayıtları,
  • İş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri,
  • İşyeri hekimi ve sağlık muayenesi kayıtları,
  • Hukuka uygun şekilde elde edilmiş fotoğraf, video ve elektronik kayıtlar,
  • Bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıkları.

Bu delillerin tamamının birlikte bulunması zorunlu değildir. Mahkeme, çalışma dönemine ve işin niteliğine uygun delilleri birlikte değerlendirerek fiilî çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir.

Hizmet Tespit Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Hizmet tespit davasını açan kişi, iddia ettiği çalışma olgusunu ve çalışma dönemini ortaya koymakla yükümlüdür. Davanın kamu düzenine ilişkin olması ve mahkemenin resen araştırma yapması, davacının delil sunma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.

Davacı, mümkün olduğu ölçüde;

  • İşyerinin unvanını ve adresini,
  • İşverenin kimlik veya şirket bilgilerini,
  • Yaptığı işi,
  • Çalışma tarihlerini,
  • Çalışma saatlerini,
  • Birlikte çalıştığı kişileri,
  • Ücretin nasıl ödendiğini,
  • İşyerindeki görev ve organizasyon yapısını

açıklamalı ve bu bilgileri destekleyen delilleri göstermelidir.

İşverenin işyeri kayıtlarını sunmaması veya işçinin çalışmadığını ileri sürmesi, mahkemenin diğer resmî kayıtları ve tanıkları araştırmasına engel değildir. Bununla birlikte soyut, birbiriyle çelişen veya çalışma dönemini açıklamayan tanık anlatımları tek başına yeterli görülmeyebilir.

Hizmet Tespit Davasında Mahkeme Hangi Araştırmaları Yapar?

Hizmet tespit davalarında resen araştırma ilkesi uygulanır. Mahkeme, tarafların sunduğu delillerin yanında uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri ilgili kurumlardan isteyebilir.

Mahkeme tarafından özellikle şu araştırmalar yapılabilir:

  1. Davacıya ait SGK hizmet dökümü ve sigortalılık dosyası getirtilir.
  2. İşverene ait SGK işyeri sicil dosyası incelenir.
  3. Dava konusu döneme ait işe giriş bildirgeleri, dönem bordroları ve prim belgeleri istenir.
  4. İşyerinin dava konusu tarihlerde gerçekten faal olup olmadığı araştırılır.
  5. Ticaret sicili, vergi dairesi, belediye ve meslek odası kayıtları incelenir.
  6. Dava konusu dönemde işyerinden SGK’ye bildirilen çalışanlar belirlenir.
  7. Aynı dönemde çalışan bordro tanıkları dinlenir.
  8. Bordro tanığı bulunamazsa komşu işyerleri ve bu işyerlerinin çalışanları araştırılır.
  9. Gerekirse banka kayıtları, ücret ödemeleri ve diğer işyeri belgeleri getirtilir.
  10. Dosyadaki teknik ve hesaplamaya ilişkin konularda bilirkişi incelemesi yaptırılır.

Mahkeme, yalnızca işverenin veya davacının gösterdiği tanıklarla yetinmek zorunda değildir. Dava konusu dönemde işyerinde resmî kayıtlara göre çalışan kişileri kendiliğinden belirleyerek tanık olarak dinleyebilir.

Hizmet Tespit Davasında Bordro Tanığı Nedir?

Bordro tanığı, işçinin çalıştığını iddia ettiği dönemde aynı işyerinden SGK’ye bildirilen ve işyeri kayıtlarında yer alan kişidir. Bordro tanıkları, dava konusu işyerini ve çalışma düzenini doğrudan bilmeleri nedeniyle hizmet tespit davalarında önemli bir ispat aracıdır.

Bordro tanığının beyanının değerlendirilebilmesi için tanığın;

  • Davacıyla aynı veya yakın dönemde çalışmış olması,
  • Dava konusu işyerini tanıması,
  • Davacının yaptığı işi bilmesi,
  • Çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri hakkında bilgi sahibi olması,
  • Beyanının SGK ve işyeri kayıtlarıyla çelişmemesi

önem taşır.

Tanığın yalnızca “davacıyı tanıyorum” veya “orada çalıştığını duydum” şeklindeki genel ifadeleri yeterli olmayabilir. Tanığın davacıyı hangi tarihler arasında, hangi işte ve ne sıklıkla gördüğünü açıklayabilmesi gerekir.

Bordroda kayıtlı bir kişinin tanık olarak dinlenmesi, beyanının her durumda doğru kabul edileceği anlamına gelmez. Tanık anlatımı dosyadaki yazılı belgeler, işyerinin faaliyet dönemi ve diğer tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilir.

Komşu İşyeri Tanığı Nedir?

Dava konusu işyerinde aynı dönemde SGK’ye bildirilmiş çalışan bulunmaması veya bordro tanıklarına ulaşılamaması hâlinde komşu işyeri tanıkları dinlenebilir.

Komşu işyeri tanıkları, dava konusu dönemde aynı çevrede faaliyet gösteren işyerlerinin sahipleri veya resmî kayıtlarda görünen çalışanları arasından belirlenebilir. Bu kişilerin işyerini dışarıdan gözlemleyebilecek konumda bulunmaları ve davacının çalışmasına doğrudan tanık olmaları gerekir.

Komşu işyerlerinin tespitinde;

  • Vergi dairesi kayıtları,
  • Belediye ruhsat kayıtları,
  • Ticaret ve esnaf sicili kayıtları,
  • SGK işyeri dosyaları,
  • Meslek odası kayıtları

kullanılabilir.

Dava konusu dönem çok eski olsa bile komşu işyerlerinin resmî kayıtlar üzerinden araştırılması ve ulaşılabilen kişilerin dinlenmesi gerekebilir.

Hizmet Tespit Davası Yalnızca Tanıkla Kazanılabilir mi?

Fiilî çalışma olgusu tanık beyanlarıyla ispatlanabilir. Ancak hizmet tespit davalarında yalnızca davacıyla yakın ilişkisi bulunan veya çalışma dönemini doğrudan bilmeyen tanıkların anlatımları yeterli görülmeyebilir.

Tanık beyanlarının;

  • Dava konusu dönemle uyumlu olması,
  • Birbiriyle çelişmemesi,
  • İşyerinin faaliyet alanına uygun açıklamalar içermesi,
  • Resmî kayıtlarla çelişmemesi,
  • Çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerini açıklayabilmesi

gerekir.

Yazılı belgelerin bulunmadığı durumlarda dönem bordrosunda kayıtlı çalışanlar ile komşu işyeri tanıklarının anlatımları özel önem kazanır. Buna karşılık sonradan hazırlanmış, kaynağı belli olmayan veya çalışma dönemiyle bağlantısı kurulamayan belgeler tek başına yeterli kabul edilmeyebilir.

Hizmet Süresinin Tespiti ile Prime Esas Kazancın Tespiti Aynı mıdır?

Hizmet süresinin tespiti ile prime esas kazancın tespiti birbirinden farklı konulardır.

Hizmet süresinin tespitinde, işçinin belirli tarihler arasında fiilen çalışıp çalışmadığı araştırılır. Fiilî çalışma; tanık anlatımları, işyeri kayıtları ve diğer her türlü delille ispatlanabilir.

Prime esas kazancın tespitinde ise işçinin hangi ücret üzerinden çalıştığının belirlenmesi gerekir. Özellikle yasal asgari ücretin üzerinde bir ücret alındığı ileri sürülüyorsa yalnızca tanık anlatımı her durumda yeterli olmayabilir. Ücret miktarının;

  • Banka ödemeleri,
  • Ücret bordroları,
  • Yazılı iş sözleşmesi,
  • Ücret hesap pusulaları,
  • Muhasebe kayıtları,
  • İşveren yazışmaları,
  • İmzalı belgeler veya yazılı delil başlangıcı

ile desteklenmesi önemlidir.

Mahkeme, işçinin mesleğini, kıdemini, yaptığı işi, işyerinin niteliğini ve emsal ücret araştırmalarını da değerlendirebilir. Ancak emsal ücret araştırması, tek başına işçiye fiilen ödenen ücretin kesin kanıtı olarak kabul edilmeyebilir.

Bu nedenle “işçi bu işyerinde çalıştı” iddiası ile “işçi belirli bir ücret üzerinden çalıştı” iddiasının ispatı aynı değildir. Çalışma süresi tanıklarla ortaya konulabilse bile asgari ücretin üzerindeki prime esas kazancın ayrıca ve daha güçlü delillerle ispatlanması gerekebilir.

Eksik Prim Günleri İçin Hizmet Tespit Davası Açılabilir mi?

İşçinin SGK’ye girişi yapılmış olsa bile çalışma günleri eksik bildirilmiş olabilir. Örneğin ay boyunca çalışan bir işçinin yalnızca 10 veya 15 gün çalışmış gibi gösterilmesi durumunda, eksik bildirilen günlerin tespiti talep edilebilir.

Bu davalarda işçinin işyerinde kesintisiz çalışıp çalışmadığı; vardiya çizelgeleri, puantaj kayıtları, ücret ödemeleri, bordro tanıkları ve diğer işyeri kayıtları üzerinden değerlendirilir.

İşveren tarafından eksik gün nedeni bildirilmişse bu bildirimin gerçeğe uygun olup olmadığı da araştırılır. Ücretsiz izin, istirahat, devamsızlık veya kısmi süreli çalışma şeklindeki kayıtlar, fiilî çalışma iddiasıyla birlikte incelenir.

Hizmet Tespit Davası ile İşçilik Alacakları Birlikte Talep Edilebilir mi?

Hizmet tespit davası ile ücret, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacağı davaları aynı çalışma ilişkisinden kaynaklanabilir. Ancak bu davaların amaçları ve tabi oldukları yargılama kuralları birbirinden farklıdır.

Hizmet tespit davasının amacı, işçinin belirli tarihler arasında sigortalı olarak çalıştığının ve gerekli hâllerde prime esas kazancının belirlenmesidir. İşçilik alacağı davasında ise işverenin işçiye ödemediği ücret ve tazminatların tahsili talep edilir.

Bu iki dava türü arasındaki başlıca farklar şunlardır:

  • Hizmet tespit davası kamu düzenini ilgilendirir.
  • Mahkeme hizmet tespit davasında resen araştırma yapabilir.
  • İşçilik alacaklarında taraflarca getirilme ilkesi daha belirgindir.
  • İşçilik alacağı ve tazminat taleplerinde zorunlu arabuluculuk uygulanır.
  • Hizmet tespit davasında zorunlu arabuluculuk şartı bulunmaz.
  • Hizmet tespit davası SGK’ye resen ihbar edilir.
  • İspat ve delillerin değerlendirilme biçimi birbirinden farklı olabilir.

Hizmet tespiti ve işçilik alacaklarının aynı dilekçeyle ileri sürülmesi hâlinde mahkeme, taleplerin ayrılmasına karar verebilir. İşçilik alacağı davası daha önce açılmışsa sigortalı çalışma süresine ilişkin uyuşmazlığın çözümü için hizmet tespit davasının sonucu bekletici mesele yapılabilir.

Bu nedenle işçilik alacakları ile hizmet tespiti taleplerinin birlikte mi yoksa ayrı davalarda mı ileri sürüleceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Hizmet Tespit Davası Kazanılırsa Ne Olur?

Hizmet tespit davasının kabul edilmesi ve kararın kesinleşmesi hâlinde mahkeme kararında belirtilen çalışma süreleri, prim ödeme gün sayıları ve varsa prime esas kazançlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dikkate alınır.

Kesinleşen karar sonucunda;

  • Eksik veya hiç bildirilmeyen çalışma günleri SGK kayıtlarına eklenebilir.
  • Sigortalılık başlangıç tarihi değişebilir.
  • Toplam prim ödeme gün sayısı artabilir.
  • Emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim günü etkilenebilir.
  • Ölüm, malullük veya yaşlılık aylığına ilişkin şartların değerlendirilmesi değişebilir.
  • İşveren yönünden ödenmemiş sigorta primleri ve bunlara bağlı fer’î alacaklar gündeme gelebilir.

Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte SGK, kararın kapsamına göre gerekli kayıt işlemlerini yapmakla yükümlüdür. Kurumun işverenden tahsil edeceği prim, gecikme cezası ve diğer alacaklar ise işçi ile işveren arasındaki hizmet tespit davasından ayrı olarak ilgili sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir.

Hizmet Tespit Davası Kazanılınca Doğrudan Emekli Olunur mu?

Hizmet tespit davasının kazanılması, kişinin her durumda doğrudan emekli olacağı anlamına gelmez. Tespit edilen hizmetlerin SGK kayıtlarına eklenmesinden sonra kişinin;

  • Sigortalılık başlangıç tarihi,
  • Prim ödeme gün sayısı,
  • Sigortalılık süresi,
  • Yaşı,
  • Tabi olduğu sigortalılık statüsü,
  • Varsa farklı kurumlardaki hizmetleri

birlikte değerlendirilir.

Tespit edilen günlerle birlikte emeklilik şartları tamamlanıyorsa kişi SGK’ye yaşlılık aylığı bağlanması için başvurabilir. Daha önce emeklilik talebi reddedilmişse, hizmet tespit kararının bu ret işlemi üzerindeki etkisi ayrıca incelenmelidir.

Mahkemenin çalışma süresini tespit etmesi ile SGK tarafından emeklilik aylığı bağlanması birbirini takip edebilen ancak hukuken farklı işlemlerdir.

Hizmet Tespit Davasının İşveren Açısından Sonuçları Nelerdir?

Hizmet tespit davasının kesinleşmesi, yalnızca işçinin sigortalılık kayıtlarını etkilemez. Kararda tespit edilen dönemler işveren açısından da sosyal güvenlik yükümlülükleri doğurabilir.

SGK tarafından;

  • Bildirilmeyen hizmet dönemlerine ilişkin primlerin hesaplanması,
  • Gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanması,
  • İşyeri kayıtlarının incelenmesi,
  • İdari para cezalarının değerlendirilmesi,
  • Diğer çalışanlar yönünden denetim yapılması

gündeme gelebilir.

Bu sonuçların kapsamı, tespit edilen çalışma dönemi, primlerin tabi olduğu zamanaşımı kuralları ve SGK tarafından yapılacak idari işlemlere göre belirlenir. Hizmet tespit davasında verilen karar, işveren hakkında uygulanabilecek bütün prim ve cezaların miktarını doğrudan belirlemez.

Hizmet Tespit Davasından Feragat Edilebilir mi?

Hizmet tespit davaları sosyal güvenlik hakkını ve kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle davacının davasından feragat etmesi, sıradan özel hukuk uyuşmazlıklarındaki feragatle aynı sonuçları doğurmayabilir.

Tarafların anlaşması, işverenin davayı kabul etmesi veya davacının talebinden vazgeçtiğini bildirmesi, mahkemenin fiilî çalışma olgusunu araştırma yükümlülüğünü her durumda ortadan kaldırmaz. Sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez niteliği nedeniyle mahkeme, yapılan usul işleminin hukuki sonuçlarını davanın niteliğine göre değerlendirir.

Bu nedenle işverenle anlaşma sağlandığı gerekçesiyle hizmet tespit davasından feragat edilmeden önce, işlemin sigortalılık ve emeklilik hakları üzerindeki sonuçları ayrıca incelenmelidir.

Sosyal Güvenlik Hukuku ile İlgili Tespit Davaları Nelerdir?

Sosyal güvenlik hukukunda “tespit davası” ifadesi, farklı amaçlarla açılan birden fazla dava türünü kapsayabilir. Bu davaların yasal dayanakları, tarafları ve dava açma süreleri aynı değildir.

Başlıca sosyal güvenlik tespit davaları şunlardır:

Sigortasız veya Eksik Çalışmanın Tespiti

Bir işverene hizmet sözleşmesiyle bağlı olarak çalışan kişinin SGK’ye hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespiti için açılır. Bu makalenin temel konusu 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamındaki bu çalışmalardır.

Sigorta Başlangıç Tarihinin Tespiti

İşe giriş bildirgesinin bulunmasına rağmen çalışma gününün SGK kayıtlarında görünmemesi veya ilk sigortalılık tarihinin hatalı olması durumunda sigorta başlangıç tarihinin tespiti talep edilebilir.

Özellikle 8 Eylül 1999 öncesindeki bir günlük çalışmanın tespiti, kişinin tabi olduğu emeklilik şartlarını etkileyebilir. Bu konu hizmet tespit davasıyla bağlantılı olmakla birlikte kendine özgü şartlar taşır.

Prime Esas Kazancın Tespiti

İşçinin çalışması SGK’ye bildirilmiş ancak gerçek ücreti daha düşük gösterilmişse prime esas kazancın tespiti talep edilebilir. Bu davalarda ücret miktarının ispatı, hizmet süresinin ispatından farklı kurallara tabi olabilir.

Bağ-Kur Sigortalılığının Tespiti

Kendi adına ve hesabına çalışan kişilerin 4/1-b kapsamındaki sigortalılık sürelerinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıklar, işverene bağlı çalışanların hizmet tespit davalarından farklıdır.

Vergi kaydı, esnaf veya ticaret sicili, şirket ortaklığı ve meslek kuruluşu kayıtlarının Bağ-Kur sigortalılığına etkisi hakkında ayrıntılı bilgiye Bağ-Kur tespit davası başlıklı makalemizden ulaşabilirsiniz.

İş Kazasının Tespiti

Bir olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunması hâlinde iş kazasının tespiti talep edilebilir. İş kazasının tespiti; geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, ölüm geliri ve işverene karşı açılabilecek tazminat davaları bakımından sonuç doğurabilir.

Bu dava türlerinin her biri için görevli mahkeme, SGK’ye başvuru zorunluluğu, taraflar ve dava açma süreleri ayrıca değerlendirilmelidir. Hizmet tespit davası için geçerli olan beş yıllık hak düşürücü süre, bütün sosyal güvenlik uyuşmazlıklarına kendiliğinden uygulanmaz.

Hizmet Tespit Davası Emsal Kararlar

Hizmet tespit davalarında verilen Yargıtay kararları; beş yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanması, kısmi SGK bildiriminin etkisi, kesintisiz veya mevsimlik çalışma, bordro tanıklarının araştırılması ve fiilî çalışmanın ispatı bakımından önem taşır.

Ancak her hizmet tespit davası kendi çalışma dönemi, SGK kayıtları ve delilleri üzerinden değerlendirilir. Aşağıdaki kararlar genel ilkeleri göstermekle birlikte bir karardaki sonucun başka bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanacağı anlamına gelmez.

Sonradan Yapılan Sigorta Bildirimi ve Kesintisiz Çalışma

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.02.2025 tarihli, 2024/202 Esas ve 2025/1 Karar sayılı kararı

Kararda, işçinin fiilî işe giriş tarihinden sonraki bir tarihte SGK’ye bildirilmeye başlanması ve bildirilmeyen önceki çalışmanın bildirilen döneme kadar kesintisiz devam etmesi ele alınmıştır.

Hukuk Genel Kurulu, bu durumda bildirilmeyen ilk dönem yönünden beş yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcında yalnızca bildirim dışı bırakılan dönemin sonunun esas alınamayacağını belirtmiştir. Bildirilmeyen çalışma ile sonradan bildirilen çalışma arasında kesintisiz bir ilişki bulunuyorsa hak düşürücü sürenin hesabında kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonu dikkate alınmalıdır.

Bu karar, işe giriş bildirgesinin geç verilmesi veya çalışmanın başlangıçtaki bölümünün sigortasız bırakılması hâlinde, çalışma dönemlerinin birbirinden bağımsız değil bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Mevsimlik Çalışma, Eksik Bildirim ve Bordro Tanıkları

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 27.12.2023 tarihli, 2023/11694 Esas ve 2023/13557 Karar sayılı kararı

Karara konu uyuşmazlıkta, mevsimlik faaliyet gösteren bir işyerindeki çalışmaların bazı yıllarda veya aylarda SGK’ye eksik bildirildiği ileri sürülmüştür.

Yargıtay; işyerinin yılın hangi aylarında faaliyette bulunduğunun, davacının her yıl aynı sezonlarda çalışıp çalışmadığının ve çalışmanın yıllar itibarıyla devam edip etmediğinin araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Dava konusu dönem bordroları getirtilmeden, tarafsız bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanları dinlenmeden karar verilmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir.

Kararda ayrıca mevsimlik çalışmanın yıllar boyunca devam etmesi hâlinde, çalışılmayan sezon dışı dönemde hizmet sözleşmesinin askıda kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu değerlendirme, mevsimlik çalışmalarda hak düşürücü sürenin hangi tarihten başlayacağının belirlenmesi bakımından önem taşır.

İşe Giriş Bildirgesi ve Blok Çalışmanın Hak Düşürücü Süreye Etkisi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.07.2020 tarihli, 2016/10-2343 Esas ve 2020/560 Karar sayılı kararı

Hukuk Genel Kurulu, işveren tarafından Kuruma verilen işe giriş bildirgesi ile bildirilmeyen önceki çalışma dönemi arasında bütünlük bulunup bulunmadığını değerlendirmiştir.

Kararda, Kuruma verilen belgelerin ve kesintisiz blok çalışmanın beş yıllık hak düşürücü süre üzerindeki etkisine dikkat çekilmiştir. İşe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya mevzuatta belirtilen başka bir belgenin Kuruma verilmesi, SGK’nin çalışma ilişkisinden haberdar olduğunu gösterebilir.

Ancak işe giriş bildirgesinin bulunması, işçinin ileri sürdüğü bütün çalışma dönemlerinin kendiliğinden kanıtlandığı anlamına gelmez. Bildirgedeki işe giriş tarihi, fiilî çalışma, işyerinin faaliyeti ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Uygulanacağı Durumlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 07.07.2021 tarihli, 2020/9977 Esas ve 2021/9701 Karar sayılı kararı

Kararda, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay, bu sürenin işveren tarafından gerekli belgeleri verilmeyen veya çalışmaları SGK tarafından tespit edilemeyen sigortalılar bakımından uygulanacağını ifade etmiştir.

Buna göre işverenin SGK’ye herhangi bir belge vermediği, Kurumun çalışmadan haberdar olmadığı ve başka bir Kurum tespitinin bulunmadığı durumlarda beş yıllık hak düşürücü süre özellikle önem taşır.

İşveren Tarafından Kuruma Verilen Belgelerin Önemi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 13.06.2019 tarihli, 2018/6120 Esas ve 2019/4340 Karar sayılı kararı

Kararda, işveren tarafından SGK’ye verilmesi gereken belgelerin hizmet tespit davasındaki etkisi değerlendirilmiştir.

Aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu, sigortalı hesap fişi ve işe giriş bildirgesi gibi belgelerden birinin Kuruma verilmiş olması, SGK’nin işçinin çalışmasından haberdar olduğunu gösterebilir. Böyle bir belgenin bulunması hâlinde beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı, belgenin kapsadığı dönem ve fiilî çalışmanın devamlılığı dikkate alınarak belirlenmelidir.

Emsal Kararlardan Çıkan Temel Sonuçlar

Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde hizmet tespit davalarında şu ilkeler öne çıkmaktadır:

  • Hiçbir bildirim veya Kurum tespiti bulunmuyorsa beş yıllık hak düşürücü süre uygulanabilir.
  • İşe giriş bildirgesi veya başka bir prim belgesi, hak düşürücü sürenin değerlendirilmesini değiştirebilir.
  • Sonradan başlayan SGK bildirimi, önceki dönemle kesintisiz çalışma ilişkisi bulunuyorsa önceki dönemi de etkileyebilir.
  • Kısmi bildirim yapılması, bildirilmeyen dönemlerin ayrıca araştırılmasını gerektirir.
  • Kesintili çalışma ile kesintisiz blok çalışma aynı şekilde değerlendirilmez.
  • Mevsimlik çalışmalarda sezon dışı dönemde hizmet sözleşmesinin askıda olup olmadığı araştırılır.
  • Mahkeme, bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıklarını resen araştırmalıdır.
  • İşverenin davayı kabul etmesi, fiilî çalışmanın ispatı için tek başına yeterli değildir.
  • İşe giriş bildirgesi bulunması, bildirgede yazılı çalışmanın fiilen gerçekleştiğini kendiliğinden kanıtlamaz.
  • Hak düşürücü sürenin başlangıcı belirlenirken çalışma döneminin tamamı ve SGK bildirimleri birlikte incelenmelidir.

Hizmet Tespit Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hizmet tespit davası nedir?

Hizmet tespit davası, sigortalı çalışmanın Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmediği veya eksik bildirildiği dönemlerin tespit edilmesi amacıyla açılan davadır. Dava sonucunda verilen karar kesinleştiğinde, tespit edilen çalışma süreleri sigortalının hizmet kayıtlarına işlenebilir.

Hizmet tespit davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hizmet tespit davası, doğrudan bir işçilik alacağının tahsiline değil, sigortalı çalışmanın tespitine yönelik olduğundan zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Bununla birlikte kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret veya fazla çalışma alacağı da talep edilecekse bu talepler bakımından arabuluculuk hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Hizmet tespit davasından önce SGK’ye başvurmak zorunlu mudur?

Klasik anlamda bildirilmeyen sigortalı çalışmanın tespitine yönelik dava açılmadan önce SGK’ye başvuru yapılması genel olarak dava şartı değildir. Ancak uyuşmazlığın konusu SGK tarafından tesis edilen bir işleme ilişkinse başvuru yolları ve dava şartları farklılaşabilir.

Hizmet tespit davasındaki 5 yıllık süre nasıl hesaplanır?

Kanunda öngörülen beş yıllık süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Genel kural olarak süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanır. Bununla birlikte işe giriş bildirgesi verilmesi, dönem bordrolarında kayıt bulunması, çalışmaların Kuruma kısmen bildirilmesi veya kesintisiz çalışma gibi durumlar sürenin değerlendirilmesini değiştirebilir.

Bu nedenle yalnızca çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerine bakılarak kesin bir sonuca ulaşılması her zaman mümkün değildir.

1999 öncesi çalışmalar için hizmet tespit davası açılabilir mi?

Çalışmanın 1999 yılından önce gerçekleşmiş olması tek başına dava hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak işe giriş bildirgesi, prim bildirimi, çalışmanın kesintisiz devam edip etmediği ve hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı ayrı ayrı incelenmelidir.

1999 öncesindeki bir günlük sigorta başlangıcının tespiti, genel hizmet tespit davasından farklı özellikler gösterebilir. Bu konu sitedeki ilgili makalede ayrıca ele alınmaktadır.

Bir günlük hizmet tespit davası açılabilir mi?

Koşulları bulunuyorsa tek bir günlük çalışmanın ve sigorta başlangıcının tespiti talep edilebilir. Özellikle emeklilik koşullarının belirlenmesinde sigorta başlangıç tarihi önem taşıyabilir. Ancak yalnızca işe giriş bildirgesinin bulunması her durumda fiilî çalışmayı tek başına kanıtlamaz.

Hizmet tespit davası yalnızca tanıkla kazanılabilir mi?

Tanık anlatımları hizmet tespit davalarında önemli bir delildir. Ancak davanın kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle mahkeme yalnızca genel ve soyut tanık anlatımlarıyla yetinmeyebilir.

Bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, ücret ödemeleri, işyeri kayıtları, yazışmalar, giriş kartları ve diğer belgeler tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilir. Tanıkların davacıyı hangi dönemden ve ne şekilde tanıdıklarını somut olarak açıklayabilmeleri önemlidir.

İşveren çalışmayı kabul ederse dava doğrudan kabul edilir mi?

İşverenin davacının çalıştığını kabul etmesi önemli olmakla birlikte tek başına yeterli olmayabilir. Hizmet tespit davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme, tarafların beyanlarıyla bağlı kalmadan fiilî çalışmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırır.

Hizmet tespit davasında davalı kimdir?

Dava, sigortalı çalışmayı Kuruma bildirmediği veya eksik bildirdiği ileri sürülen işverene karşı açılır. Sosyal Güvenlik Kurumu ise davadan haberdar edilir ve yargılamaya ferî müdahil olarak katılabilir.

İşyerinin devredilmesi, işverenin tüzel kişi olması, şirketin kapanması veya çalışmanın alt işveren ilişkisi içinde gerçekleşmesi hâlinde doğru tarafın belirlenmesi ayrıca önem taşır.

Hizmet tespit davası ne kadar sürer?

Davaların sonuçlanma süresi için kesin bir süre vermek mümkün değildir. Mahkemenin iş yükü, araştırılacak çalışma döneminin eski olması, işyeri kayıtlarına ulaşılıp ulaşılamaması, tanıkların bulunması, bilirkişi incelemesi ve kanun yolu aşamaları yargılama süresini etkileyebilir.

Hizmet tespit davası kazanıldığında doğrudan emekli olunur mu?

Hizmet tespit davasının kazanılması doğrudan emeklilik kararı verilmesi anlamına gelmez. Kesinleşen mahkeme kararındaki çalışma dönemleri SGK kayıtlarına işlendiğinde kişinin prim gün sayısı ve sigortalılık süresi değişebilir.

Emeklilik için yaş, sigortalılık süresi, prim gün sayısı ve ilgili sigortalılık statüsünün koşulları ayrıca değerlendirilir.

Mirasçılar hizmet tespit davası açabilir mi?

Sigortalının ölümü hâlinde, koşulları varsa hak sahipleri veya mirasçıları hizmet tespitine ilişkin dava açabilir ya da devam eden davayı sürdürebilir. Ancak hak düşürücü süre, hukuki yarar ve sosyal güvenlik hakkıyla bağlantı somut olay özelinde incelenmelidir.

Hizmet tespit davasıyla işçilik alacakları birlikte talep edilebilir mi?

Hizmet tespiti ile ücret, fazla çalışma, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları hukuki nitelikleri ve dava şartları bakımından birbirinden farklıdır. Birlikte ileri sürülmeleri hâlinde mahkeme davaların ayrılmasına karar verebilir.

İşçilik alacakları bakımından zorunlu arabuluculuk şartı bulunduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç

Hizmet tespit davası, bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışmaların sigortalılık süresine dâhil edilmesini sağlayan önemli bir sosyal güvenlik hukuku yoludur. Ancak davanın sonucunu yalnızca çalışmanın gerçekleşmiş olması değil; hak düşürücü süre, işveren ve işyeri bilgileri, SGK kayıtları, tanıkların niteliği ve diğer deliller birlikte belirler.

Özellikle eski çalışma dönemlerine ilişkin davalarda işe giriş bildirgesi, dönem bordroları, ücret ödemeleri, işyeri dosyaları ve komşu işyeri araştırmaları önem kazanır. Dava açılmadan önce SGK hizmet dökümünün incelenmesi, bildirilmeyen dönemlerin belirlenmesi ve mevcut delillerin korunması gerekir.

Her uyuşmazlık kendi çalışma dönemi ve delil durumuna göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle beş yıllık sürenin uygulanıp uygulanmadığı veya hangi çalışma dönemlerinin tespit edilebileceği konusunda yalnızca genel bilgiler üzerinden kesin bir sonuca varılmamalıdır.

Yazar: Av. Şerife Duran
İlk yayın tarihi: 10 Temmuz 2024
Son güncelleme: 12 Ekim 2026
  • 1
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5510&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 ↩︎

Şerife Duran

Avukat Şerife DURAN, 1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. Asliye Ceza Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi, Kadastro Mahkemesi, Türkiye Adalet Akademisi’nde ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nde hakimlik görevinden sonra avukatlık yapmaya başlamıştır. Selçuk Üniversitesi Özel Hukuk Anabilimdalı Avrupa Birliği Hukuku alanında yüksek lisans yapan DURAN, doktora öğrencisi olup evli ve 3 çocuk annesidir.

All stories by:Şerife Duran